Hazret-i Ali’nin tarîkinde diyor ki: “Bidâyet-i nübüvvette, nevâhî-i Mekke’de, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraber gezdiğimizde, ağaç ve taşa rastgeldiğimiz vakit, اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ diyorlardı.”
Hazret-i Câbir, tarîkinde der ki: “Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, taş ve ağaca rastgeldiği vakit, ona secde ediyordular; yani inkıyad edip, اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ diyordular.” Câbir’in bir rivâyetinde, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm fermân etmiş:
اِنِّى لَاَعْرِفُ حَجَرًا كَانَ يُسَلِّمُ عَلَىَّ Bazılar demişler ki; “O, Hacerü'l-Esved’e işârettir. Hazret-i Âişe’nin tarîkinde demiş; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm fermân etmiş:
لَمَّا اسْتَقْبَلَنِى جَبْرَائِيلُ بِالرِّسَالَةِ جَعَلْتُ لاَ اَمُرُّ بِحَجَرٍ وَلاَ شَجَرٍ اِلَّا قَالَ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
Dördüncü Misal
Dördüncü Misâl: Nakl-i sahîh ile Hazret-i Abbâs’tan haber veriyorlar ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Abbâs ve dört oğlunu (Abdullâh, Ubeydullâh, Fazl, Kusem) beraber, “Mülâet” denilen bir perde altına alarak, üzerlerine örttü. Dedi:
يَا رَبِّ هٰذَا عَمِّى وَصِنْوُ اَبِى وَهٰؤُلاَءِ بَنُوهُ فَاسْتُرْهُمْ مِنَ النَّارِ كَسَتْرِى اِيَّاهُمْ بِمُلاَئَتِى
deyip, duâ etti. Birden, evin damı ve kapısı ve duvarları, “Âmîn, âmîn.” diyerek duâya iştirâk ettiler.
Beşinci Misal
Beşinci Misâl: Başta Buhârî, İbn-i Hibban, Dâvud, Tirmizî gibi kütüb-ü sahîha, müttefikan Hazret-i Enes’ten, Ebû Hureyre’den, Osman-ı Zinnûreyn’den, Aşere-i Mübeşşere’den Sa'd İbn-i Zeyd’den haber veriyorlar ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm; Ebû Bekiri's-Sıddık, Ömerü'l-Fâruk ve Osman-ı Zinnûreyn ile Uhud Dağının başına çıktılar. Cebel-i Uhud, ya onların mehâbetlerinden veya kendi sürûr ve sevincinden
