İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 144 / 507
144

bir ev harâb olmuş, o kat'îdir; onda bütün müttefiktirler. Hâlbuki bahsettiğimiz şu altı cüz'iyât; hem sahîhtirler, hem bazıları şöhret derecesine çıkmışlar. Farazâ bunların herbirini zaîf addetsek, temsîlde mutlak bir hâne harâb olması gibi, yine cüz'iyâtın mecmûunda, mutlak bir mu'cize-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın vücûdunu kat'iyyen gösterir.

İşte, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın mu'cizât-ı bâhiresi, her bir nev'ide kat'î olarak mevcûddur. Cüz'iyâtı dahi, o küllî ve mutlak mu'cizenin sûretleri veyâhut nümûneleridir. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, nasıl ki eli, parmakları, tükürüğü, nefesi, sözü yani duâsı, çok mu'cizâtın mebde'i oluyor; aynen öyle de, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sâir letâifi ve duyguları ve cihâzâtı, çok hàrikalara medârdır. Kütüb-ü siyer ve tarih, o hàrikaları beyân etmişler; sîret ve sûret ve duygularında, çok delâil-i nübüvvet bulunduğunu göstermişler...

On Beşinci İşaret

ONBEŞİNCİ İŞÂRET:

Nasıl ki taşlar, ağaçlar, kamer, güneş onu tanıyorlar; birer mu'cizesini göstermekle, nübüvvetini tasdik ediyorlar; öyle de.. hayvanat tâifesi, ölüler tâifesi, cinler tâifesi, melâikeler tâifesi o Zât-ı Mübârek’i tanıyorlar ve nübüvvetini tasdik ediyorlar ki; onlar, onu tanıdıklarını, herbir tâifesi, bazı mu'cizâtını göstermekle gösteriyorlar ve nübüvvetinin tasdikini ilân ediyorlar. Şu Onbeşinci İşâret’ in üç şûbesi var:

Birinci Şube

Birinci Şûbesi: Hayvanat cinsi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı tanıyorlar ve mu'cizâtını da izhâr ediyorlar. Şu şûbenin çok misâlleri var. Biz yalnız burada, meşhûr ve manevî tevâtür derecesinde kat'î olmuş veya muhakkìkîn-i eimmenin makbûlü olmuş veya ümmet telâkki-i bilkabûl etmiş olan bir kısım hâdiseleri, nümûne olarak zikredeceğiz:

Birinci Hâdise: Manevî tevâtür derecesinde bir şöhretle, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebû Bekiri's-Sıddık ile, küffarın takibinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gâr-ı Hirâ’nın kapısında, iki nöbetçi gibi, iki güvercin gelip beklemeleri ve örümcek dahi, perdedâr gibi, hàrika bir tarzda, kalın bir ağ ile mağara kapısını örtmesidir. Hattâ rüesâyı Kureyş’ten, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın eli ile, Gazve-i Bedir’de öldürülen Übeyy İbn-i Halef mağaraya bakmış. Arkadaşları demişler: “Mağaraya girelim.” O demiş: “Nasıl girelim? Burada bir ağ görüyorum ki: Hazret-i Muhammed tevellüd etmeden bu ağ yapılmış gibidir. Bu iki güvercin, işte orada duruyor, adam olsa orada dururlar mı?”

İşte bunun gibi, mübârek güvercin tâifesi, Feth-i Mekkede dahi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın başı üzerinde gölge yaptıklarını, İmâm-ı Celîl İbn-i Veheb naklediyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.