Sekizinci Nükte
Sekizinci Nükte: Buna dair bir düstur-u hakikati beyân etmek lâzım. Şöyle ki:
Nasıl “Hukuk-u Şahsiye” ve bir nev'i “Hukukullâh” sayılan “Hukuk-u Umumiye” nâmıyla iki nev'i hukuk var, öyle de; mesâil-i Şer'iyede bir kısım mesâil, eşhâsa taalluk eder; bir kısım, umuma, umumiyet itibariyle taalluk eder ki; onlara “Şeâir-i İslâmiye” tâbir edilir. Bu şeâirin umuma taalluku cihetiyle umum onda hissedardır. Umumun rızâsı olmazsa; onlara ilişmek, umumun hukukuna tecâvüzdür. O şeâirin en cüz'îsi (sünnet kabîlinden bir mes'elesi) en büyük bir mes'ele hükmünde nazar-ı ehemmiyettedir. Doğrudan doğruya umum Âlem-i İslâma taalluk ettiği gibi, Asr-ı Saâdetten şimdiye kadar bütün eâzım-ı İslâmın bağlandığı o nurânî zincirleri koparmaya, tahrib ve tahrif etmeye çalışanlar ve yardım edenler, düşünsünler ki, ne kadar dehşetli bir hatâya düşüyorlar. Ve zerre mikdar şuûrları varsa, titresinler!..
Dokuzuncu Nükte
Dokuzuncu Nükte: Mesâil-i Şerîattan bir kısmına “taabbüdî” denilir, aklın muhâkemesine bağlı değildir; emrolduğu için yapılır. İlleti, emirdir.
Bir kısmına “ma'kulü'l-mânâ” tâbir edilir. Yani bir hikmet ve bir maslahatı var ki o hükmün teşrîine müreccih olmuş; fakat sebeb ve illet değil. Çünkü hakîki illet, emir ve nehy-i İlâhîdir.
Şeâirin taabbüdî kısmı; hikmet ve maslahat onu tağyîr edemez, taabbüdîlik ciheti tereccuh ediyor, ona ilişilmez. Yüzbin maslahat gelse, onu tağyîr edemez. Öyle de; “Şeâirin fâidesi, yalnız ma'lûm mesâlihtir.” denilmez ve öyle bilmek hatâdır. Belki o maslahatlar ise, çok hikmetlerinden bir fâidesi olabilir. Meselâ biri dese “Ezânın hikmeti, Müslümanları namaza çağırmaktır; şu hâlde bir tüfenk atmak kâfîdir.” Hâlbuki o divâne bilmez ki, binler maslahat-ı ezâniye içinde o bir maslahattır. Tüfenk sesi, o maslahatı verse; acaba nev'-i beşer nâmına, yâhut o şehir ahâlisi nâmına, hilkat-i kâinâtın netice-i uzmâsı ve nev'-i beşerin netice-i hilkati olan ilân-ı Tevhid ve rubûbiyet-i İlâhiyeye karşı izhâr-ı ubûdiyete vâsıta olan ezânın yerini nasıl tutacak?..
Elhâsıl: Cehennem lüzumsuz değil; çok işler var ki, bütün kuvvetiyle “Yaşasın Cehennem!” der. Cennet dahi ucuz değildir; mühim fiat ister.
﴿ لَا يَسْتَوِى اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ.. الخ ﴾ ∗∗∗
