Sayfa 504 / 507
Hakikat Işıkları
504
Hakikat Işıkları
Herkes bilmez gökte ne var,
Görür onu göz sâhibi
Parıldıyor güneş kadar;
Hakikati ummân gibi.
İster gönül elbet huzûr,
Âhir demde etmiş zuhûr,
Âlemlere doğmuş o nur;
Gökten inen fermân gibi.
Ferdiyeti elhak ayân,
Odur gönüllere sultan,
Var mı bilmem ulu bürhân;
Bu Bediüzzaman gibi.
Lisânından saçılır nur,
Cinnî okur, insan okur,
Hûr-u Cennet işte bu “Nur”;
Gönüllerde cânân gibi.
Âhirzaman esrârını,
İhbar-ı gayb envârını,
Attı âlem ekdârını;
Doğdu şems-i tâbân gibi.
Semâvâttan rahmet indi,
Akan göz yaşları dindi,
Küfr-ü dalâl yıldı, sindi;
Görünmeyen şeytan gibi.
Söndü hâin fa'âliyet,
Yıkıldı o deccâliyet,
Halâs buldu İslâmiyet;
Tahta çıkan hâkan gibi.
