İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 239 / 507
239

hem kuvvetsiz sübûtları; elbette nihâyet derecede kolay ve hafif gelir. Bütün rûhları haşr-i a'zamda ihyâ edip muhâkeme etmek; bir baharda, belki bir bahçede, belki bir ağaçta haşr ve neşrettiği yaprak ve çiçek ve meyveler kadar kolaydır.

##### İkinci Sır

İkinci Sır: Mübâyenet-i mâhiyet ve adem-i takayyüdün kolaylığa sebebiyeti ise şudur ki: Sâni'-i kâinât, elbette kâinât cinsinden değildir. Mâhiyeti, hiçbir mâhiyete benzemez. Öyle ise kâinât dâiresindeki mânialar, kayıtlar Onun önüne geçemez; Onun icraatını takyid edemez. Bütün kâinâtı birden tasarruf edip çevirebilir. Eğer kâinât yüzündeki görünen tasarrufât ve ef'âl, kâinâta havâle edilse, o kadar müşkülât ve karışıklığa sebebiyet verir ki; hiçbir intizam kalmadığı gibi, hiçbir şey dahi vücûdda kalmaz; belki vücûda gelemez.

Meselâ: Nasıl ki kemerli kubbelerdeki ustalık san'atı, o kubbedeki taşlara havâle edilse ve bir taburun zâbite ait idaresi, neferâta bırakılsa; ya hiç vücûda gelmez, veyâhut çok müşkülât ve karışıklık içinde intizamsız bir vaziyet alacak. Hâlbuki o kubbelerdeki taşlara vaziyet vermek için, taş nev'inden olmayan bir ustaya verilse ve taburdaki neferâtın idaresi, mertebe itibariyle zâbitlik mâhiyetini hâiz olan bir zâbite havâle edilse; hem san'at kolay olur, hem tedbir ve idare sühûletli olur. Çünkü taşlar ve neferler birbirine mâni olurlar; usta ve zâbit ise, mânisiz, her noktaya bakar, idare eder.

İşte ﴾ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلَى ﴿ Vâcibü'l-Vücûdun mâhiyet-i kudsiyesi, mâhiyât-ı mümkinât cinsinden değildir. Belki bütün hakàik-ı kâinât, o mâhiyetin esmâ-i hüsnâsından olan “Hakk” isminin şuâlarıdır. Mâdem mâhiyet-i mukaddesesi, hem Vâcibü'l-Vücûddur, hem maddeden mücerreddir, hem bütün mâhiyâta muhâliftir; misli, misâli, mesîli yoktur; elbette o Zât-ı Zülcelâl’in o kudret-i ezeliyesine nisbeten bütün kâinâtın idaresi ve terbiyesi; bir bahar, belki bir ağaç kadar kolaydır. Haşr-i a'zam ve dâr-ı âhiret, Cennet ve Cehennemin icâdı; bir güz mevsiminde ölmüş ağaçların yeniden bir baharda ihyâları kadar kolaydır.

##### Üçüncü Sır

Üçüncü Sır: Adem-i tahayyüz ve adem-i tecezzînin nihâyet derecede olan kolaylığa sebebiyet vermelerinin sırrı ise şudur ki: Mâdem Sâni'-i Kadîr mekândan münezzehtir, elbette kudretiyle her mekânda hazır sayılır. Ve mâdem tecezzî ve inkısam yoktur; elbette herşeye karşı, bütün esmâsıyla müteveccih olabilir. Ve mâdem her yerde hazır ve herşeye müteveccih olur; öyle ise mevcûdât ve vesâit ve ecrâm onun ef'âline mümânaat etmez, ta'vik etmez, belki hiç lüzum yok. Farazâ lüzum olsa, elektriğin telleri gibi ve ağacın dalları gibi ve insanın damarları gibi;

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.