İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 286 / 507
286

nev'i duâdır. Çünkü, iktidar ve ihtiyarları haricinde, bilmedikleri yerden, vakt-i münâsibde onlara bir Hakîm-i Rahîm gönderiyor. Elleri yetişmiyor. Demek o ihsân duâ neticesidir.

Elhâsıl: Bütün kâinâttan Dergâh-ı İlâhiyeye çıkan bir duâdır. Esbâb olanlar, müsebbebâtı Allah’tan isterler.

Üçüncü Nev'i Duâ: İhtiyaç dâiresinde zîşuûrların duâsıdır ki, bu da iki kısımdır.

Eğer ıztırar derecesine gelse.. veya ihtiyac-ı fıtrîye tam münâsebetdâr ise.. veya lisân-ı isti'dâda yakınlaşmış ise.. veya sâfî, hàlis kalbin lisânıyla ise.. ekseriyet-i mutlaka ile makbûldür. Terakkiyât-ı beşeriyenin kısm-ı a'zamı ve keşfiyâtları, bir nev'i duâ neticesidir. Havârık-ı medeniyet dedikleri şeyler ve keşfiyâtlarına medâr-ı iftihar zannettikleri emirler, manevî bir duâ neticesidir. Hàlis bir lisân-ı isti'dat ile istenilmiş, onlara verilmiştir. Lisân-ı isti'dat ile ve lisân-ı ihtiyac-ı fıtrî ile olan duâlar dahi bir mâni olmazsa ve şerâit dâhilinde ise, dâima makbûldürler.

İkinci kısım, meşhûr duâdır. O da iki nev'idir; biri fiilî, biri kavlî... Meselâ çift sürmek, fiilî bir duâdır. Rızkı topraktan değil; belki toprak, hazine-i Rahmetin bir kapısıdır ki, Rahmetin kapısı olan toprağı saban ile çalar.

Sâir kısımların tafsilâtını tayyedip, yalnız kavlî duânın bir-iki sırlarını gelecek iki-üç nüktede söyleyeceğiz.

İkinci Nükte

İKİNCİ NÜKTE:

Duânın te'siri, azîmdir. Hususan duâ külliyet kesbederek devam etse; netice vermesi gâlibdir, belki dâimîdir. Hattâ denilebilir ki; sebeb-i hilkat-i âlemin birisi de duâdır.

Yani, kâinâtın hilkatinden sonra, başta nev'-i beşer ve onun başında Âlem-i İslâm ve onun başında Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın muazzam olan duâsı, bir sebeb-i hilkat-ı âlemdir. Yani: Hàlık-ı âlem, istikbâlde O zâtı, nev '-i beşer nâmına, belki mevcûdât hesabına bir saâdet-i ebediye, bir mazhariyet-i esmâ-i İlâhiye isteyecek bilmiş; o gelecek duâyı kabûl etmiş, kâinâtı halketmiş. Mâdem duânın bu derece azîm ehemmiyeti ve vüs'ati vardır; hiç mümkün müdür ki: Bin üçyüzelli senede, her vakitte, nev'-i beşerden üçyüz milyon cin ve ins ve melek ve rûhâniyâttan had ve hesaba gelmez mübârek zâtlar, bil'ittifak Zât-ı Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, rahmet-i uzmâ-yı İlâhiye ve saâdet-i ebediye ve husûl-ü maksûd için duâları nasıl kabûl olmasın? Hiçbir cihetle mümkün müdür ki, o duâları reddedilsin?

Mâdem bu kadar külliyet ve vüs'at ve devam kesbedip lisân-ı isti'dat ve ihtiyac-ı fıtrî derecesine gelmiş. Elbette o Zât-ı Muhammed-i Arabî

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.