İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 74 / 507
74

sûrî bir hisse ile, hakîki bin hisse sâhibine karşı şekvâyı andıracak bir tarzda me'yûsâne hüzün ve feryâd etmek ehl-i îmâna yakışmaz; belki ehl-i gaflet ve dalâlete yakışıyor.

Dördüncü Nokta

Dördüncü Nokta: Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firâk ebedî olsaydı, elîmâne teessürât ve me'yûsâne teellümâtın bir mânâsı olurdu. Fakat mâdem dünya bir misâfirhânedir; vefât eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefât ona mahsûs değil, umumî bir caddedir. Hem mâdem müfârakat dahi ebedî değil; ileride hem Berzahta hem Cennette görüşülecektir. اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ demeli... O verdi, O aldı; “Elhamdülillâhi alâ külli hâl!” deyip sabır ile şükretmeli.

Beşinci Nokta

Beşinci Nokta: Rahmet-i İlâhiyenin en latîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat, bir iksîr-i nurânîdir. Aşktan çok keskindir. Çabuk Cenâb-ı Hakk’a vusûle vesile olur. Nasıl aşk-ı mecâzî ve aşk-ı dünyevî, pek çok müşkülâtla aşk-ı hakîkiye inkılâb eder; Cenâb-ı Hakk’ı bulur, öyle de; şefkat – fakat müşkülâtsız – daha kısa, daha sâfî bir tarzda kalbi, Cenâb-ı Hakk’a rabteder. Gerek peder ve gerek vâlide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakîki ehl-i îmân ise; dünyadan yüzünü çevirir, Mün'im-i Hakîkiyi bulur. Der ki: “Dünya mâdem fânîdir; değmiyor alâka-i kalbe..” Veledi nereye gitmişse oraya karşı bir alâka peydâ eder; büyük manevî bir hâl kazanır.

Ehl-i gaflet ve dalâlet, şu beş hakikatteki saâdet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hâli ne kadar elîm olduğunu şununla kıyâs ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli bir tek çocuğunu, sekerâtta görüp, dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce gaflet veya dalâlet neticesinde; mevti, adem ve firâk-ı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp gaflet veya dalâlet cihetiyle Erhamürrâhimîn’in Cennet-i rahmetini, firdevs-i ni'metini düşünmediğinden, ne kadar me'yûsâne bir hüzün ve elem çektiğini kıyâs edebilirsin. Fakat vesile-i saâdet-i dâreyn olan îmân ve İslâmiyet, mü'mine der ki: Şu sekerâtta olan çocuğun Hàlık-ı Rahîmi, onu bu fânî dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefâatçi, hem ebedî bir evlâd yapacak. Müfârakat muvakkattir, merak etme; ﴾ اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ ﴿ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ de, sabret.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.