İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 109 / 507
109

İşte, mukaddimede beyân ettiğimiz sırra binâen, şu vâkıa-i bereket, yalnız Semure’nin rivâyeti değil, belki Semure, o yemeği yiyen cemâatlerin mümessili gibi, onların nâmına ve tasdiklerine binâen ilân ediyor.

Dokuzuncu Misal

Dokuzuncu Misâl: Şifâ-i Şerîf sâhibi ve meşhûr İbn-i Ebî Şeybe ve Taberânî gibi mevsuk ve sahîh muhakkìkler rivâyetiyle, Hazret-i Ebû Hureyre der: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bana emretti: “Mescid-i şerîfin suffasını mesken ittihàz eden yüzden ziyâde fukara-yı muhâcirîni dâvet et!” Ben dahi onları aradım, topladım. Umumumuza bir tabla taam konuldu. Biz, istediğimiz kadar yedik, kalktık. O kâse konulduğu vakit nasıl idi, yine öyle dolu kaldı; yalnız parmakların izi taamda görünüyordu.

İşte Hazret-i Ebû Hureyre, umum kâmilîn-i Ehl-i Suffa tasdikine istinâden, onlar nâmına haber verir. Demek, ma'nen umum Ehl-i Suffa rivâyet etmiş gibi kat'îdir. Hem hiç mümkün müdür ki, o haber hak ve doğru olmasa, o sâdık ve kâmil zâtlar sükût edip, tekzîb etmesinler.

Onuncu Misal

Onuncu Misâl: –Nakl-i sahîh-i kat'î ile– Hazret-i İmâm-ı Ali der: “Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Benî-Abdilmuttalib'i cem'etti. Onlar kırk adam idiler. Onlardan bazıları bir deve yavrusunu yerdi ve dört kıyye süt içerdi. Hâlbuki, umum onlara, bir avuç kadar bir yemek yaptı; umum yiyip tok oldular. Yemek eskisi gibi kaldı. Sonra, üç-dört adama ancak kâfî gelir ağaçtan bir kab içinde süt getirdi. Umumen içtiler, doydular. İçilmemiş gibi bâkî kaldı.”

İşte, Hazret-i Ali’nin şecâati; ve sadâkati kat'iyyetinde bir mu'cize-i bereket!

On Birinci Misal

Onbirinci Misâl: –Nakl-i sahîh ile– Hazret-i Ali ve Fâtımetü'z-Zehrâ velîmesinde, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Bilâl-i Habeşî’ye emretti: “Dört-beş avuç un ekmek yapılsın ve bir deve yavrusu kesilsin.” Hazret-i Bilâl der: Ben taamı getirdim, mübârek elini üstüne vurdu; sonra tâife tâife sahâbeler geldiler, yediler, gittiler. O yemekten bâkî kalan mikdara yine bereketle duâ etti, bütün ezvâc-ı tâhirâta, herbirine birer kâse gönderildi. Emretti ki: “Hem yesinler, hem yanlarına gelenlere yedirsinler.”

Evet, böyle mübârek bir izdivâcda, elbette böyle bir bereket lâzımdır. Ve vukû'u kat'îdir!..

On İkinci Misal

Onikinci Misâl: Hazret-i İmâm-ı Cafer-i Sâdık, pederleri İmâm-ı Muhammedü'l-Bâkır’dan, o da pederi İmâm-ı Zeynelâbidîn’den, o dahi İmâm-ı Ali’den nakleder ki: Fâtımetü'z-Zehrâ, yalnız ikisine kâfî gelecek bir yemek pişirdi. Sonra, Ali’yi gönderdi; tâ Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm gelsin, beraber yesinler. Teşrîf etti ve emretti ki;

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.