İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 85 / 507
85

Çendan muhakkìkîn-i ulemâ, delâil-i nübüvveti ve mu'cizâtı bin kadar demişler; fakat binler, belki yüzbinler delâil-i nübüvvet vardır. Ve yüzbinler yol ile yüzbinler muhtelif fikirli adamlar, o Zâtın nübüvvetini tasdik etmişler. Yalnız Kur'ân-ı Hakîmde kırk vech-i i'câzdan başka, nübüvvet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) bin bürhânını gösteriyor.

Hem mâdem nev'-i beşerde nübüvvet vardır. Ve yüzbinler zât, nübüvvet da'vâ edip mu'cize gösterenler, gelip geçmişler. Elbette umumun fevkınde bir kat'iyyet ile, nübüvvet-i Ahmediye (A.S.M.) sâbittir. Çünkü İsâ Aleyhisselâm ve Mûsa Aleyhisselâm gibi umum resûllere nebî dedirten ve risaletlerine medâr olan delâil ve evsâf ve vaziyetler ve ümmetlerine karşı muâmeleler; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’da daha ekmel, daha câmi' bir sûrette mevcûddur. Mâdem hükm-ü nübüvvetin illeti ve sebebi Zât-ı Ahmedî’de (A.S.M.) daha mükemmel mevcûddur. Elbette hükm-ü nübüvvet, umum enbiyâdan daha vâzıh bir kat'iyyet ile Ona sâbittir.

Üçüncü Nükteli İşaret

ÜÇÜNCÜ NÜKTELİ İŞÂRET:

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın mu'cizâtı çok mütenevvi'dir. Risaleti umumî olduğu için, hemen ekser envâ'-ı kâinâttan birer mu'cizeye mazhardır. Güyâ, nasıl ki bir pâdişah-ı zîşanın bir yâver-i ekremi mütenevvi' hediyelerle muhtelif akvâmın mecma’ı olan bir şehre geldiği vakit, her tâife onun istikbâline bir mümessil gönderir; kendi tâifesi lisânıyla ona “hoş-âmedî” eder; onu alkışlar.. öyle de; Sultan-ı ezel ve ebedin en büyük yâveri olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, âleme teşrîf edip ve küre-i arzın ahâlisi olan nev'-i beşere meb'ûs olarak geldiği ve umum kâinâtın Hàlık’ı tarafından umum kâinâtın hakàikına karşı alâkadar olan envâr-ı hakikat ve hedâyâ-yı maneviyeyi getirdiği zaman; taştan, sudan, ağaçtan, hayvandan, insandan tut.. tâ aydan, güneşten, yıldızlara kadar her tâife, kendi lisân-ı mahsûsuyla ve ellerinde birer mu'cizesini taşımasıyla, Onun nübüvvetini alkışlamış ve hoş-âmedî demiş.

Şimdi, o mu'cizâtın umumunu bahsetmek için, cildlerle yazı yazmak lâzım gelir. Muhakkìkîn-i Asfiyâ, delâil-i nübüvvetin tafsilâtına dair çok cildler yazmışlar. Biz, yalnız icmâlî işâretler nev'inden, o mu'cizâtın kat'î ve manevî mütevâtir olan küllî envâ'ına işâret ederiz.

İşte, nübüvvet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) delâili, evvelâ iki kısımdır:

Birisi: “İrhâsat” denilen nübüvvetten evvel ve velâdeti vaktinde zuhûr eden hàrikulâde hâllerdir.

İkinci kısım: Sâir delâil-i nübüvvettir. İkinci kısım da iki kısımdır.

Biri: Nübüvvetinden sonra, fakat nübüvvetini tasdiken zuhûra gelen hàrikalardır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.