İşte, ey ehl-i îmân, ihtiraslarınızdan ve husûmetkârâne tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner; az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayat-ı ictimâiyenizle alâkanız varsa,
اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا düstur-u àliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefâlet-i dünyeviyeden ve şekàvet-i uhreviyeden kurtulunuz!
Altıncı Vecih
ALTINCI VECİH: Hayat-ı maneviye ve sıhhat-i ubûdiyet, adâvet ve inâd ile sarsılır. Çünkü vâsıta-i halâs ve vesile-i necât olan ihlâs zâyi' olur. Zîra, tarafgir bir muannid, kendi a'mâl-i hayriyesinde hasmına tefevvuk ister. Hàlisen livechillâh amele pek de muvaffak olamaz. Hem, hüküm ve muâmelâtında tarafgirini tercih eder, adâlet edemez. İşte, ef'âl ve a'mâl-i hayriyenin esâsları olan ihlâs ve adâlet, husûmet ve adâvetle kaybolur.
Şu Altıncı Vecih çok uzundur. Fakat kàbiliyet-i makam kısa olduğundan kısa kesiyoruz. ∗∗∗
