Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir.. ona kadar bir, bir...
Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifâk ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinâtı ve küreleri birbirine bağlayacak manevî zincirler bulundukları hâlde; şikàk ve nifâka, kin ve adâvete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü'mine karşı hakîki adâvet etmek ve kin bağlamak, ne kadar o râbıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbâb-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münâsebât-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i'tisaf olduğunu, kalbin ölmemiş ise, aklın sönmemiş ise anlarsın.
Üçüncü Vecih
ÜÇÜNCÜ VECİH: Adâlet-i mahzâyı ifâde eden
﴾ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرَى ﴿ sırrına göre, bir mü'minde bulunan cânî bir sıfat yüzünden sâir masûm sıfatlarını mahkûm etmek hükmünde olan adâvet ve kin bağlamak, ne derece hadsiz bir zulüm olduğunu ve bâhusus bir mü'minin fenâ bir sıfatından darılıp, küsüp, o mü'minin akrabasına adâvetini teşmîl etmek, ﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ ﴿ sîga-i mübâlağa ile, gayet azîm bir zulüm ettiğini, hakikat ve şerîat ve hikmet-i İslâmiye sana ihtar ettiği hâlde, nasıl kendini haklı bulursun, “Benim hakkım var” dersin?
Hakikat nazarında sebeb-i adâvet ve şer olan fenâlıklar, şer ve toprak gibi kesiftir; başkasına sirâyet ve in'ikâs etmemek gerektir. Başkası ondan ders alıp şer işlese, o başka mes'eledir. Muhabbetin esbâbı olan iyilikler, muhabbet gibi nurdur; sirâyet ve in'ikâs etmek, şe'nidir. Ve ondandır ki, “Dostun dostu dosttur” sözü, durûb-u emsâl sırasına geçmiştir. Hem onun içindir ki, “Bir göz hatırı için çok gözler sevilir” sözü umumun lisânında gezer.
İşte, ey insafsız adam! Hakikat böyle gördüğü hâlde, sevmediğin bir adamın sevimli, masûm bir kardeşine ve taallukatına adâvet etmek ne kadar hilâf-ı hakikat olduğunu, hakikat-bîn isen anlarsın.
Dördüncü Vecih
DÖRDÜNCÜ VECİH: Hayat-ı şahsiye nazarında dahi zulümdür. Şu dördüncü vechin esâsı olarak birkaç düsturu dinle:
#### Birinci Düstur
Birincisi: Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, “Mesleğim haktır veya daha güzeldir” demeye hakkın var. Fakat “Yalnız hak benim mesleğimdir” demeye hakkın yoktur.
وَعَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَلِيلَةٌ ❀ وَلٰكِنَّ عَيْنَ السُّخْطِ تُبْدِى الْمَسَاوِيَا
