İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 302 / 507
302

güvendiğin o feylesofların en müfsidleri ve o münâfıkların en vicdânsızları dahi diyorlar ki: “Muhammed-i Arabî (A.S.M.) çok akıllı idi ve çok güzel ahlâklı idi.”

Mâdem şu mes'ele iki şıkka münhasırdır ve mâdem ikinci şık muhâldir ve hiçbir kimse buna sâhib çıkmıyor ve mâdem kat'î hüccetlerle isbât ettik ki, ortası yoktur; elbette ve bizzarûre, senin ve hizbü'ş-şeytanın rağmına olarak, bilbedâhe ve bihakka'l-yakìn Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm Resûlullâhdır ve bütün resûllerin ekmelidir ve bütün mahlûkatın efdalidir.

عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ ∗∗∗

Şeytanın İkinci Küçük Bir İtirâzı

ŞEYTANIN İKİNCİ KÜÇÜK BİR İ'TİRÂZI:

Sûre-i ﴾ قٓ وَالْقُرْآنِ الْمَج۪يدِ ﴿ i okurken..

﴿ مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ ❀ وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ ❀ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ ❀ وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ ❀ لَقَدْ كُنْتَ ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَد۪يدٌ ❀ وَقَالَ قَر۪ينُهُ هٰذَا مَا لَدَىَّ عَت۪يدٌ ❀ اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍ ﴾

Şu âyetleri okurken Şeytan dedi ki:

Kur'ânın en mühim fesâhatini, siz Onun selâsetinde ve vuzûhunda buluyorsunuz. Hâlbuki şu âyette, nereden nereye atlıyor. Sekerâttan, tâ kıyâmete atlıyor. Nefh-i Sûr’dan, muhâsebenin hitâmına intikal ediyor ve ondan Cehenneme idhali zikrediyor. Bu acîb atlamaklar içinde hangi selâset kalır? Kur'ânın ekser yerlerinde, böyle birbirinden uzak mes'eleleri birleştiriyor. Böyle münâsebetsiz vaziyetle, selâset, fesâhat nerede kalır?

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.