İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 170 / 507
170

kurtaracak ve dünyanın hikmet-i hilkatini ve tılsım-ı muğlakını ve muammâsını açacak ve Hàlık-ı Kâinât’ın makàsıdını bilecek ve bildirecek ve o Hàlık’ı tanıyıp umuma tanıttıracak bir Zât, elbette o daha gelmeden; herşey, her nev', her tâife Onun geleceğini sevecek ve bekleyecek ve hüsn-ü istikbâl edecek ve alkışlayacak ve Hàlık’ı tarafından bildirilirse, o da bildirecek. Nasıl ki sâbık işâretlerde ve misâllerde gördük ki; herbir nev'-i mahlûkat, Onu hüsn-ü istikbâl ediyor gibi mu'cizâtını gösteriyorlar, mu'cize lisânıyla nübüvvetini tasdik ediyorlar...

On Yedinci İşaret

ONYEDİNCİ İŞÂRET:

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Kur'ândan sonra en büyük mu'cizesi, kendi zâtıdır. Yani: Onda ictimâ' etmiş ahlâk-ı àliyedir ki; herbir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifak ediyorlar. Hattâ şecâat kahramanı Hazret-i Ali, mükerreren diyordu: “Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın arkasına ilticâ edip tahassun ediyorduk.” Ve hâkezâ, bütün ahlâk-ı hamîdede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye mâlik idi. Şu mu'cize-i ekberi Allâme-i Mağrib Kàdî İyâz’ın Şifâ-i Şerîf’ine havâle ediyoruz. Elhak o zât, o mu'cize-i ahlâk-ı hamîdeyi pek güzel beyân edip isbât etmiştir.

Hem pek büyük ve dost ve düşmanla musaddak bir mu'cize-i Ahmediye (A.S.M.) şerîat-ı kübrâsıdır ki, ne misli gelmiş ve ne de gelecek. Şu mu'cize-i a'zamın bir derece beyânını, bütün yazdığımız Otuzüç Söz ve Otuzüç Mektûba ve Otuzbir Lem'aya ve Onüç Şuâ’ya havâle ediyoruz...

Hem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın mütevâtir ve kat'î bir mu'cize-i kübrâsı “Şakk-ı Kamer” dir. Evet şu inşikak-ı kamer; çok tarîklerle mütevâtir bir sûrette, İbn-i Mes'ûd, İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, İmâm-ı Ali, Enes, Huzeyfe gibi pek çok eâzım-ı sahâbeden müteaddid tarîklerle haber verilmekle beraber, nass-ı Kur'ânla; ﴾ اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ﴿ âyeti, o mu'cize-i kübrâyı âleme ilân etmiştir. O zamanın inatçı Kureyş müşrikleri, şu âyetin verdiği habere karşı inkâr ile mukàbele etmemişler, belki yalnız “sihirdir!” demişler. Demek kâfirlerce dahi kamerin inşikakı kat'îdir. Şu mu'cize-i kübrâyı, şakk-ı kamere dair yazdığımız Otuzbirinci Söz’e zeyl olan Şakk-ı Kamer Risalesi’ne havâle ederiz.

Hem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nasıl ki arz ahâlisine inşikak-ı kamer mu'cizesini göstermiş, öyle de; semâvât ahâlisine,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.