İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 409 / 507
409

Bâhusus ben ihtiyar oldum, bir seneden fazla yaşamayı zor düşünüyorum. Zâhirî bir sene ömrü, şehâdet vâsıtasıyla kazanılan hadsiz bir ömr-ü bâkîye tebdil etmek; benim gibilerin en àlî bir maksadı, bir gayesi olur.

Amma hizmet ise, Felillâhilhamd, Hizmet-i Kur'âniye ve îmâniyede Cenâb-ı Hak, rahmetiyle öyle kardeşleri bana vermiş ki; vefâtım ile, o hizmet bir merkezde yapıldığına bedel, çok merkezlerde yapılacak. Benim dilim ölüm ile susturulsa; pek çok kuvvetli diller benim dilime bedel konuşacaklar, o hizmeti idâme ederler. Hattâ diyebilirim: Nasıl ki bir tane tohum toprak altına girip ölmesiyle bir sünbül hayatını netice verir; bir taneye bedel, yüz tane vazife başına geçer, öyle de; mevtim, hayatımdan fazla o hizmete vâsıta olur ümîdini besliyorum!..

Beşinci Desise

Beşinci Desîse-i Şeytaniye: Ehl-i dalâletin tarafgirleri, enâniyetten istifade edip, kardeşlerimi benden çekmek istiyorlar. Hakikaten, insanda en tehlikeli damar, enâniyettir ve en zaîf damarı da odur. Onu okşamakla; çok fenâ şeyleri yaptırabilirler.

Ey kardeşlerim! Dikkat ediniz; sizi enâniyette vurmasınlar, onunla sizi avlamasınlar. Hem biliniz ki: Şu asırda ehl-i dalâlet; eneye binmiş, dalâlet vâdilerinde koşuyor. Ehl-i hak, bilmecbûriye eneyi terketmekle hakka hizmet edebilir. Enenin istimâlinde haklı dahi olsa; mâdemki ötekilere benzer ve onlar da onları kendileri gibi nefis-perest zannederler; hakkın hizmetine karşı bir haksızlıktır. Bununla beraber etrafına toplandığımız Hizmet-i Kur'âniye, ene’yi kabûl etmiyor, “nahnü” istiyor. “Ben demeyiniz, biz deyiniz” diyor. Elbette kanâatiniz gelmiş ki, bu fakir kardeşiniz ene ile meydâna çıkmamış. Sizi enesine hàdim yapmıyor. Belki, enesiz bir Hàdim-i Kur'ânî olarak kendini size göstermiş. Ve kendini beğenmemeyi ve enesine tarafdâr olmamayı meslek ittihàz etmiş.

Bununla beraber, kat'î deliller ile sizlere isbât etmiştir ki: Meydân-ı istifadeye vaz'edilen eserler, mîrî malıdır; yani Kur'ân-ı Hakîm’in tereşşuhâtıdır. Hiç kimse, enesiyle onlara temellük edemez! Haydi farz-ı muhâl olarak ben enemle o eserlere sâhib çıkıyorum, benim bir kardeşimin dediği gibi; mâdem bu Kur'ânî hakikat kapısı açıldı, benim noksaniyetime ve ehemmiyetsizliğime bakılmayarak, ehl-i ilim ve kemâl arkamda bulunmaktan çekinmemeli ve istiğnâ etmemelidirler. Selef-i sâlihînin ve muhakkìkîn-i ulemânın âsârları, çendan her derde kâfî ve vâfî bir hazine-i azîmedir; fakat bazı zaman olur ki, bir anahtar bir hazineden ziyâde ehemmiyetli olur. Çünkü hazine kapalıdır; fakat bir anahtar, çok hazineleri açabilir.

Zannederim ki, o enâniyet-i ilmiyeyi fazla taşıyan zâtlar da anladılar ki: Neşrolunan Sözler, hakàik-ı Kur'âniyenin birer anahtarı ve o hakàikı inkâr etmeye çalışanların başlarına inen birer elmas kılınçtır. O ehl-i fazl ve kemâl ve kuvvetli enâniyet-i ilmiyeyi taşıyan zâtlar bilsinler ki;

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.