Yani, “İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: Dostlarına karşı mürüvvetkârâne muâşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muâmele etmektir.”
Eğer dersen: “İhtiyar benim elimde değil; fıtratımda adâvet var. Hem, damarıma dokundurmuşlar, vazgeçemiyorum.”
Elcevab: Sû-i hulk ve fenâ haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezâsıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Mâdem ihtiyar senin elinde değil; vazgeçemiyorsun. Senin, manevî bir nedâmet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır. Zâten bu mektûbun bu mebhasını yazdık, tâ bu manevî istiğfarı te'min etsin; haksızlığı hak bilmesin, haklı hasmını haksızlıkla teşhîr etmesin.
Cây-i dikkat bir hâdise: Bir zaman, bu garazkârâne tarafgirlik neticesi olarak gördüm ki, mütedeyyin bir ehl-i ilim, fikr-i siyâsîsine muhâlif bir âlim-i sâlihi, tekfir derecesinde tezyif etti. Ve kendi fikrinde olan bir münâfığı, hürmetkârâne medhetti. İşte, siyasetin bu fenâ neticelerinden ürktüm, اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ dedim. O zamandan beri hayat-ı siyâsiyeden çekildim.
Beşinci Vecih
BEŞİNCİ VECİH: Hayat-ı ictimâiyece, inâd ve tarafgirlik gayet muzır olduğunu beyân eder.
Eğer denilse: “Hadîste, اِخْتِلَافُ اُمَّتِى رَحْمَةٌ denilmiş. İhtilâf ise tarafgirliği iktiza ediyor.
Hem tarafgirlik marazı, mazlum avâmı, zâlim hàvâssın şerrinden kurtarıyor. Çünkü, bir kasabanın ve bir köyün hàvâssı ittifak etseler, mazlum avâmı ezerler. Tarafgirlik olsa, mazlum bir tarafa ilticâ eder, kendisini kurtarır.
Hem, tesâdüm-ü efkârdan ve tehâlüf-ü ukùlden hakikat tamamıyla tezâhür eder.”
Elcevab: Birinci suâle deriz ki: Hadîsteki ihtilâf ise, müsbet ihtilâftır. Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revâcına sa'y eder. Başkasının tahrib ve ibtaline değil, belki tekmîl ve ıslahına çalışır. Amma menfî ihtilâf ise –ki garazkârâne, adâvetkârâne, birbirinin tahribine çalışmaktır– hadîsin nazarında merduttur. Çünkü, birbiriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler.
İkinci suâle deriz ki: Tarafgirlik eğer hak nâmına olsa, haklılara melce' olabilir. Fakat şimdiki gibi garazkârâne, nefis hesabına olan tarafgirlik
