İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 390 / 507
390

Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım

Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım

[Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın ikiyüz aksâm-ı i'câziyesinden nakşî bir kısmını gösterecek bir tarzda, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şânı, Hâfız Osman hattıyla taayyün eden ve Âyet-i Müdâyene mikyâs tutulan sahifeleri ve Sûre-i İhlâs vâhid-i kıyâsî tutulan satırları muhâfaza etmekle beraber, o nakş-ı i'câzı göstermek tarzında bir Kur'ân yazmağa dair mühim bir niyetimi; Hizmet-i Kur'ândaki kardeşlerimin nazarlarına arzedip meşveret etmek ve onların fikirlerini istimzaç etmek ve beni îkaz etmek için şu kısmı yazdım, onlara müracaat ediyorum. Şu üçüncü kısım “Dokuz Mes'eledir.”]

Birinci Mesele

Birinci Mes'ele: Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın envâ'-ı i'câzı kırka bâliğ olduğu, “İ'câz-ı Kur'ân” nâmındaki Yirmibeşinci Söz’de bürhânlarıyla isbât edilmiş. Bazı envâ'ı tafsîlen, bir kısmı icmâlen muannidlere karşı dahi gösterilmiş... Hem Kur'ânın i'câzı, tabakàt-ı insaniyede kırk tabakaya karşı ayrı ayrı i'câzını gösterdiği, Ondokuzuncu Mektûb’un Onsekizinci İşâretinde beyân edilmiş ve o tabakàtın on kısmının ayrı ayrı hisse-i i'câziyelerini isbât etmiş. Sâir otuz tabaka-i âher, ehl-i velâyetin muhtelif meşrebler ashâbına ve ulûm-u mütenevvianın ayrı ayrı ashâblarına ayrı ayrı i'câzını gösterdiğini, onların ilmelyakìn, aynelyakìn, hakkalyakìn derecesinde Kur'ân hak Kelâmullâh olduğunu, îmân-ı tahkîkîleri göstermişler. Demek herbiri, ayrı ayrı bir tarzda bir vech-i i'câzını görmüşler.

Evet, ehl-i mârifet bir velînin fehmettiği i'câz ile, ehl-i aşk bir velînin müşâhede ettiği cemâl-i i'câz bir olmadığı gibi; muhtelif meşâribe göre cemâl-i i'câzın cilveleri değişir. Bir İlm-i Usûlü'd-Din allâmesinin ve bir imâmının gördüğü vech-i i'câz ile fürûât-ı şerîattaki bir müçtehidin gördüğü vech-i i'câz bir değil ve hâkezâ... Bunların tafsîlen ayrı ayrı vücûh-u i'câzını göstermek elimden gelmiyor. Havsalam dardır, ihâta edemiyor; nazarım kısadır, göremiyor. Onun için yalnız on tabaka beyân edilmiş, mütebâkisi icmâlen işâret edilmiş. Şimdi o tabakalardan iki tabaka, Mu'cizât-ı Ahmediye Risalesi’nde çok izâha muhtaç iken, o vakit pek noksan kalmıştı.

Birinci Tabaka: “Kulaklı tabaka” tâbir ettiğimiz âmî avâm; yalnız kulak ile Kur'ânı dinler, kulak vâsıtasıyla i'câzını anlar. Yani der: “Bu işittiğim Kur'ân, başka kitaplara benzemez. Ya bütününün altında olacak veya bütününün fevkınde olacak. Umumun altındaki şık ise,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.