İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 293 / 507
293

açarak, hakàik-ı îmâniyenin en yüksek mertebelerine gitmiş; Mi'râc merdiveniyle Arş’a çıkmış; “Kàb-ı Kavseyn” makamında, hakàik-ı îmâniyenin en büyüğü olan Îmân-ı Billâh ve Îmân-ı Bil'âhireti aynelyakìn gözüyle müşâhede etmiş; Cennete girmiş, saâdet-i ebediyeyi görmüş; O Mi'râcın kapısıyla açtığı cadde-i kübrâyı açık bırakmış; bütün evliyâ-yı ümmeti seyr ü sülûk ile, derecelerine göre, rûhâni ve kalbî bir tarzda o Mi'râcın gölgesi içinde gidiyorlar.

Beşinci Nükte

BEŞİNCİ NÜKTE:

Mevlid-i Nebevî ile Mi'râciyenin okunması, gayet nâfi' ve güzel âdettir ve müstahsen bir âdet-i İslâmiyedir. Belki hayat-ı ictimâiye-i İslâmiyenin, gayet latîf ve parlak ve tatlı bir medâr-ı sohbetidir. Belki, hakàik-ı îmâniyenin ihtarı için, en hoş ve şirin bir derstir. Belki îmânın envârını ve muhabbetullâh ve aşk-ı Nebevîyi göstermeye ve tahrîke en müheyyic ve müessir bir vâsıtadır. Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin ve Süleyman Efendi gibi mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü'l-Firdevs yapsın, âmîn!..

Hâtime

Hâtime

Mâdem şu kâinâtın Hàlık’ı, her nev'de bir ferd-i mümtâz ve mükemmel ve câmi' halkedip, o nev'in medâr-ı fahri ve kemâli yapar; elbette esmâsındaki İsm-i A'zam tecellîsiyle, bütün kâinâta nisbeten mümtâz ve mükemmel bir ferdi halkedecek. Esmâsında bir İsm-i A'zam olduğu gibi, masnûâtında da bir ferd-i ekmel bulunacak ve kâinâta münteşir kemâlâtı o ferdde cem'edip, kendine medâr-ı nazar edecek. O ferd, her hâlde zîhayattan olacaktır. Çünkü envâ'-ı kâinâtın en mükemmeli zîhayattır. Ve her hâlde, zîhayat içinde o ferd, zîşuûrdan olacaktır. Çünkü zîhayatın envâ'ı içinde en mükemmeli zîşuûrdur. Ve herhalde, o ferd-i ferîd, insandan olacaktır. Çünkü zîşuûr içinde hadsiz terakkiyâta müstaîd, insandır. Ve insanlar içinde herhalde o ferd, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olacaktır. Çünkü, Zaman-ı Âdemden şimdiye kadar hiçbir tarih, Onun gibi bir ferdi gösteremiyor ve gösteremez. Zîra O zât, küre-i arzın yarısını ve nev'-i beşerin beşten birisini, saltanat-ı maneviyesi altına alarak, bin üçyüz elli sene kemâl-i haşmetle saltanat-ı maneviyesini devam ettirip, bütün ehl-i kemâle, bütün envâ'-ı hakàikta bir “Üstad-ı Küll” hükmüne geçmiş. Dost ve düşmanın ittifakıyla, ahlâk-ı hasenenin en yüksek derecesine sâhib olmuş. Bidâyet-i emrinde, tek başıyla bütün dünyaya meydân okumuş. Her dakikada yüz milyondan ziyâde insanların

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.