İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 339 / 507
339

Üçüncü Mes'ele Olan Üçüncü Risale

Üçüncü Mes'ele Olan Üçüncü Risale

[Şu mes'ele umum ihvânımın ekseri lisân-ı hâl ile ve bir kısmının lisân-ı kàl ile ettikleri umumî bir suâlin, hàs ve hususî ve mahremce bir cevabıdır.]

Suâl: Senin ziyaretine gelen herkese diyorsun ki: “Benim şahsımdan bir himmet beklemeyiniz ve şahsımı mübârek tanımayınız. Ben makam sâhibi değilim. Âdi bir neferin, müşîr makamının evâmirini tebliği gibi, ben de manevî bir müşîriyet makamının evâmirini tebliğ ediyorum. Hem müflis bir adamın, gayet kıymetdâr ve zengin elmas ve mücevherât dükkânının dellâlı olduğu gibi, ben dahi, mukaddes ve Kur'ânî bir dükkânın dellâlıyım.” diyorsun. Hâlbuki: “Aklımız ilme muhtaç olduğu gibi, kalbimiz dahi bir feyiz ister; rûhumuz bir nur ister ve hâkezâ... Çok cihetle, çok şeyler istiyoruz. Seni, hâcâtımıza yarayacak adam zannedip, senin ziyaretine geliyoruz. Bize âlimden ziyâde bir sâhib-i velâyet, sâhib-i himmet ve sâhib-i kemâlât lâzım. Eğer hakikat-i hâl dediğin gibi ise, ziyaretinize yanlış geldik?” lisân-ı hâlleri diyor.

Elcevab: “Beş Nokta”yi dinleyiniz, sonra düşününüz; ziyaretiniz beyhûde mi, yoksa fâideli midir? O vakit hükmediniz.

Birinci Nokta

Birinci Nokta: Nasıl ki bir pâdişahın âdi bir hizmetkârı ve bîçâre bir neferi; pâdişah nâmına ferîklere, paşalara hedâyâ-yı şâhânesini ve nişanlarını veriyor, onları minnetdâr ediyor. Eğer ferîkler ve müşîrler: “Bu âdi nefere neden tenezzül edip, elinden ihsân ve nişanları alıyoruz?” deseler, mağrûrâne bir divâneliktir. Eğer o nefer dahi; vazifesinin haricinde müşîre kıyâm etmezse, kendini ondan yüksek görse, eblehçesine bir divâneliktir. Hem eğer o memnun olan ferîklerden birisi, müteşekkirâne o neferin kulübeciğine tenezzülen misâfir gitse; kuru ekmekten başka bulmayan o nefer mahcûb kalmamak için; o hâli gören ve bilen pâdişah –elbette o neferini mahcûb etmemek için– matbah-ı şâhâneden, sâdık hizmetkârının muhterem misâfirine tabla gönderir.

Öyle de: Kur'ân-ı Hakîm’in sâdık bir hizmetkârı, ne kadar âdi olursa olsun Kur'ân nâmına, en büyük insanlara emirlerini çekinmeyerek tebliğ eder ve en zengin rûhlu olanlara Kur'ân’ın àlî elmaslarını yalvararak mütezellilâne değil, belki müftehirâne ve müstağniyâne satar. Onlar ne kadar büyük olursa olsun, o âdi hizmetkâra, vazife başında iken tekebbür edemezler. Ve o hizmetkâr dahi, onların ona müracaatında, kendine medâr-ı gurur bulamaz ve haddinden

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.