İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 279 / 507
279

İşte bu beş fıkrada, gelecekte bahsedeceğimiz işârâtın esâsâtı var. Evet; herbir mevcûd –hususan zîhayat olanların– beş tabaka ayrı ayrı hikmetleri ve gayeleri var. Nasıl ki meyvedâr bir ağaç, birbirinin üstündeki dalları semere verir, öyle de; herbir zîhayatın, beş tabaka muhtelif gayeleri bulunur ve hikmetleri var.

Ey insan-ı fânî! Senin cüz'î bir çekirdek hükmündeki kendi hakikatini, meyvedâr bir şecere-i bâkiyeye inkılâb etmesini.. ve beş işârette gösterilen on tabaka meyvelerini ve on nev'i gayelerini elde etmesini istersen, hakîki îmânı elde et. Yoksa bütün onlardan mahrum kalmakla beraber, o çekirdek içinde sıkışıp çürüyeceksin.

Birinci İşaret

BİRİNCİ İŞÂRET:

فَاَوَّلاً: بِتَبَدُّلِ التَّعَيُّنَاتِ الْاِعْتِبَارِيَّةِ مَعَ اِسْتِحْفَاظِ الْمَعَانِى الْجَمِيلَةِ وَالْهُوِيَّاتِ الْمِثَالِيَّةِ

fıkrası ifâde ediyor ki: Bir mevcûd vücûddan gittikten sonra, zâhiren kendisi ademe, fenâya gider; fakat ifâde ettiği mânâlar bâkî kalır, mahfûz olur. Hüviyet-i misâliyesi ve sûreti ve mâhiyeti dahi âlem-i misâlde ve âlem-i misâlin nümûneleri olan elvâh-ı mahfûzada ve elvâh-ı mahfûzanın nümûneleri olan kuvve-i hâfızalarda kalır. Demek, bir vücûd-u sûrî kaybeder; yüzer vücûd-u manevî ve ilmî kazanır. Meselâ; nasıl ki bir sahifenin tab’ına medâr olan matbaa hurûfâtına bir vaziyet ve bir tertib verilir ve bir sahifenin tab’ına medâr olur; ve o sahife ise, sûretini ve hüviyetini, basılan müteaddid yapraklara verip ve mânâlarını çok akıllara neşrettikden sonra; o matbaa hurûfâtının vaziyeti ve tertibi de değiştirilir. Çünkü daha ona lüzum kalmadı, hem başka sahifelerin tab’ı lâzım geliyor... İşte aynen bunun gibi, şu mevcûdât-ı arziye hususan nebâtiye, kalem-i kader-i İlâhî onlara bir tertib, bir vaziyet verir; bahar sahifesinde kudret onları icâd eder ve güzel mânâlarını ifâde ederek, sûretleri ve hüviyetleri âlem-i misâl gibi âlem-i gaybın defterine geçtikleri için, hikmet iktiza ediyor ki; o vaziyet değişsin, tâ yeni gelecek diğer bahar sahifesi yazılsın, onlar dahi mânâlarını ifâde etsinler.

İkinci İşaret

İKİNCİ İŞÂRET:

وَثَانِيًا : مَعَ اِنْتَاجِ الْحَقَائِقِ الْغَيْبِيَّةِ وَالنُّسُوجِ اللَّوْحِيَّةِ

Bu fıkra işâret eder ki: Herbir şey –cüz'î olsun küllî olsun– vücûddan gittikten sonra –hususan zîhayat olsa– çok hakàik-ı gaybiye netice vermekle beraber; âlem-i misâlin defterlerinde olan levh-i misâlî üstünde, etvâr-ı hayatı adedince sûretleri bırakıp, o sûretlerden mânidâr olan ve mukadde­rât-ı hayatiye denilen sergüzeşt-i hayatiyeleri yazılır ve rûhâniyâta bir

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.