İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 139 / 507
139

Hem Tufeyl İbn-i Amr, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan bir mu'cize istedi ki, götürüp kavmine göstersin. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ لَهُ demiş; iki gözü ortasında bir nur zuhûr etmiş. Sonra değneği ucuna naklolmuş. Bunun ile “Zinnur” diye iştihâr bulmuş. İşte bu vâkıalar, ehâdîs-i meşhûredendir ki, kat'iyyet peydâ etmişler.

Hem Ebû Hureyre, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a şekvâ etmiş ki: “Nisyan bana ârız oluyor.” Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm fermân etmiş; bir mendil şeklinde bir şey açmış. Sonra mübârek avucu ile gâibden bir şey alır gibi, öyle avucunu oraya boşaltmış. İki-üç defa öyle yaparak Ebû Hureyre’ye demiş: “Şimdi mendili topla...” Toplamış. Bu sırr-ı manevî-i duâ-yı Nebevî ile Ebû Hureyre kasem eder ki: “Ondan sonra hiçbir şey unutmadım.” İşte bu vâkıalar, ehâdîs-i meşhûredendirler.

Dördüncü Misal

Dördüncü Misâl: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bedduâsına mazhar olmuş birkaç vâkıayı beyân ederiz:

Birincisi: Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme-i Nebeviyeyi yırtmış. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a haber geldi. Şöyle bedduâ etti: اَللّٰهُمَّ مَزِّقْهُ “Yâ Rab! Nasıl mektûbumu paraladı, Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et!” İşte şu bedduânın te'siriyledir ki; o Kisrâ Perviz’in oğlu Şirviye, hançer ile onu paraladı. Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs da, saltanatını parça parça etti. Sâsâniye Devleti’nin hiçbir yerde şevketi kalmadı. Fakat Kayser ve sâir melikler, nâme-i Nebeviyeye hürmet ettikleri için, mahvolmadılar.

İkincisi: Tevâtüre yakın meşhûrdur ve Âyât-ı Kur'âniye işâret ediyor ki: Bidâyet-i İslâmda Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Mescidü'l-Haram’da namaz kılarken; rüesâ-yı Kureyş toplandılar, ona karşı gayet bed bir muâmele ettiler. O da, o vakit onlara bedduâ etti. İbn-i Mes'ûd der ki: “Kasem ederim, o bed muâmeleyi yapan ve onun bedduâsına mazhar olanların, Gazve-i Bedir’de birer birer lâşelerini gördüm.”

Üçüncüsü: Mudariye denilen Arab’ın büyük bir kabilesi, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı tekzîb ettikleri için, onlara kaht ile bedduâ etti. Yağmur kesildi, kaht ve galâ baş gösterdi. Sonra Mudariye Kavmi’nden olan Kabile-i Kureyş, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a iltimas ettiler. Duâ etti; yağmur geldi, kahtlık kalktı. Bu vâkıa tevâtür derecesinde meşhûrdur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.