İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 369 / 507
369

değil, belki acemîlerin yazılarında daha ziyâde görülür... Bundan anlaşılıyor ki; Kur'ânın bir nev'i tefsiri olan Sözler’deki hüner ve zarâfet ve meziyet kimsenin değil; belki muntazam, güzel hakàik-ı Kur'âniyenin mübârek kàmetlerine yakışacak mevzûn, muntazam üslûb libâsları, kimsenin ihtiyar ve şuûruyla biçilmez ve kesilmez; belki, onların vücûdudur ki, öyle ister ve bir dest-i gaybîdir ki, o kàmete göre keser, biçer, giydirir. Biz ise, içinde bir tercümân, bir hizmetkârız.

........................

Dördüncü Nükte

Dördüncü Nükte: Beş-altı suâli tazammun eden birinci suâlinizde: “Meydân-ı haşre cem' ve keyfiyet nasıl ve üryan mı olacak? Ve dostlarla görüşmek için ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı şefâat için nasıl bulacağız? Hadsiz insanlarla bir tek Zât nasıl görüşecek? Ehl-i Cennet ve Cehennemin libâsları nasıl olacak? Ve bize kim yol gösterecek?” diyorsunuz...

Elcevab: Şu suâlin cevabı, gayet mükemmel ve vâzıh olarak, kütüb-ü ehâdîsiyede vardır. Meşreb ve mesleğimize ait yalnız bir-iki nükteyi söyleyeceğiz. Şöyle ki:

Evvelâ: Bir mektûbda; meydân-ı haşir, küre-i arzın medâr-ı senevîsinde olduğunu ve küre-i arz, şimdiden manevî mahsulâtını o meydânın elvâhlarına gönderdiği gibi; senevî hareketiyle, bir dâire-i vücûdun temessül ve o dâire-i vücûdun mahsulâtıyla, bir meydân-ı haşrin teşekkülüne bir mebde' olduğu ve küre-i arz denilen şu sefîne-i Rabbâniyenin merkezindeki Cehennem-i suğrâyı, Cehennem-i Kübrâya boşalttığı gibi; sekenesini de, meydân-ı haşre boşaltacağı beyân edilmiştir.

Sâniyen: Onuncu ve Yirmidokuzuncu Sözler başta olarak sâir Sözlerde, gayet kat'î bir sûrette o haşrin; meydânıyla beraber vücûdu kat'î olarak isbât edilmiştir.

Sâlisen: Görüşmek ise, Onaltıncı Söz’de ve Otuzbir ve Otuziki’de, kat'iyyen isbât edilmiştir ki; bir zât, nurâniyet sırrıyla, bir dakikada binler yerde bulunup, milyonlar adamlarla görüşebilir.

Râbian: Cenâb-ı Hak, insandan başka zîrûh mahlûkatına fıtrî birer libâs giydirdiği gibi; meydân-ı haşirde sun'î libâslardan üryan olarak, fakat fıtrî bir libâs giydirmesi, ism-i Hakîm muktezâsıdır. Dünyada sun'î libâsın hikmeti, yalnız soğuk ve sıcaktan muhâfaza ve zînet ve setr-i avrete münhasır değildir; belki mühim bir hikmeti, insanın sâir nev'ilerdeki tasarruf ve münâsebetine ve kumandanlığına işâret eden bir fihriste ve bir liste hükmündedir. Yoksa, kolay ve ucuz fıtrî bir libâs giydirebilirdi. Çünkü bu hikmet olmazsa; muhtelif paçavraları vücûduna sarıp giyen insan şuûrlu hayvanatın nazarında ve onlara nisbeten bir

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.