İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 404 / 507
404

isnâdât ile çürütmek istiyorlar. Biz, kudsî hizmetimizde dâima müsbet hareket ediyoruz. Fakat maatteessüf, herbir emr-i hayırda bulunan mânileri def'etmek vazifesi, bizi bazen menfî harekete sevkediyor.

İşte bunun içindir ki, ehl-i nifâkın hilekârâne propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile îkaz ediyorum. Onlara gelen hücumu def'e çalışıyorum.

Şimdi en mühim bir hücum benim şahsımadır. Diyorlar ki: “Said Kürd’dür, neden bu kadar ona hürmet ediyorsunuz, arkasına düşüyorsunuz?”

İşte bilmecbûriye böyle herifleri susturmak için, Dördüncü Desîse-i Şeytaniyeyi, istemeyerek Eski Said lisânıyla zikredeceğim.

Dördüncü Desise

Dördüncü Desîse-i Şeytaniye: Şeytanın telkini ile ve ehl-i dalâletin ilkaâtıyla, bana karşı propaganda ile hücum eden ve mühim mevkileri işgal eden bazı mülhidler, kardeşlerimi aldatmak ve asabiyet-i milliyelerini tahrîk etmek için diyorlar ki: “Siz Türk’sünüz. Mâşâallâh, Türklerde her nev'i ulemâ ve ehl-i kemâl vardır. Said bir Kürd’dür. Milliyetinizden olmayan birisiyle teşrîk-i mesâî etmek hamiyet-i milliyeye münâfîdir?”

Elcevab: Ey bedbaht mülhid! Ben Felillâhilhamd Müslümanım. Her zamanda, kudsî milletimin üçyüz elli milyon efrâdı vardır. Böyle ebedî bir uhuvveti te'sis eden ve duâlarıyla bana yardım eden ve içinde Kürdlerin ekseriyet-i mutlakası bulunan üçyüz elli milyon kardeşi, unsuriyet ve menfî milliyet fikrine fedâ etmek ve o mübârek hadsiz kardeşlere bedel, Kürd nâmını taşıyan ve Kürd unsurundan addedilen mahdûd birkaç dinsiz veya mezhebsiz bir mesleğe girenleri kazanmaktan yüzbin defa istiâze ediyorum!.. Ey mülhid! Senin gibi ahmaklar lâzım ki, Macar kâfirleri veyâhut dinsiz olmuş ve frenkleşmiş birkaç Türkleri muvakkaten, dünyaca dahi fâidesiz uhuvvetini kazanmak için; üçyüz elli milyon hakîki, nurânî menfaatdâr bir cemâatin bâkî uhuvvetlerini terketsin. Yirmialtıncı Mektûb’un Üçüncü Mes'elesinde, delilleriyle menfî milliyetin mâhiyetini ve zararlarını gösterdiğimizden ona havâle edip, yalnız o Üçüncü Mes'elenin âhirinde icmâl edilen bir hakikati burada bir derece izâh edeceğiz: Şöyle ki:

O Türkçülük perdesi altına giren ve hakikaten Türk düşmanı olan hamiyet-fürûş mülhidlere derim ki: “Din-i İslâmiyet milliyetiyle ebedî ve hakîki bir uhuvvet ile, Türk denilen bu vatan ehl-i îmânıyla şiddetli ve pek hakîki alâkadarım. Ve bin seneye yakın, Kur'ânın bayrağını cihanın cihât-ı sittesinin etrafında gâlibâne gezdiren bu vatan evlâdlarına, İslâmiyet hesabına, müftehirâne ve tarafdârâne muhabbetdârım. Sen ise ey hamiyet-fürûş sahtekâr! Türk’ün mefâhir-i hakîkiye-i milliyesini unutturacak bir sûrette mecâzî ve unsurî ve muvakkat ve garazkârâne bir uhuvvetin var. Senden soruyorum: Türk Milleti,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.