İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 417 / 507
417

hükmündedir ki; o maânî-i mukaddeseyi, ehl-i îmâna ihtar ediyorlar. Acaba, kendine Müslüman diyen bir adam, dünyanın bir menfaati için, bir günde elli kelime frengî lûgatından taallüm ettiği hâlde; elli senede ve her günde elli defa tekrar ettiği Sübhânallâh, Elhamdülillâh ve Lâ ilâhe İllallâh ve Allâhuekber gibi mukaddes kelimeleri öğrenmezse, elli defa hayvandan daha aşağı düşmez mi? Böyle hayvanlar için, bu kelimât-ı mukaddese tercüme ve tahrif edilmez ve tehcir edilmezler! Onları tehcir ve tağyîr etmek, bütün mezar taşlarını hâkketmektir; bu tahkîre karşı titreyen mezaristandaki ehl-i kubûru aleyhlerine döndürmektir.

Ehl-i ilhâda kapılan ulemâü's-sû', milleti aldatmak için diyorlar ki: “İmâm-ı A'zam, sâir imâmlara muhâlif olarak demiş ki: ‘İhtiyaç olsa, diyar-ı baîdede, Arabî hiç bilmeyenlere, ihtiyaç derecesine göre; Fâtiha yerine Fârisî tercümesi cevâzı var.’ Öyle ise, biz de muhtacız, Türkçe okuyabiliriz?..”

Elcevab: İmâm-ı A'zam’ın bu fetvâsına karşı, başta a'zamî imâmların en mühimleri ve sâir oniki eimme-i müçtehidîn, o fetvânın aksine fetvâ veriyorlar. Âlem-i İslâm’ın cadde-i kübrâsı, o umum eimmenin caddesidir; muazzam ümmet, cadde-i kübrâda gidebilir. Başka hususî ve dar caddeye sevkedenler, idlâl ediyorlar. İmâm-ı A'zam’ın fetvâsı, beş cihette hususîdir.

Birincisi: Merkez-i İslâmiyetten uzak diyar-ı âherde bulunanlara aittir.

İkincisi: İhtiyac-ı hakîkiye binâendir.

Üçüncüsü: Bir rivâyette, lisân-ı ehl-i Cennetten sayılan Fârisî lisânıyla tercümeye mahsûstur.

Dördüncüsü: Fâtiha’ya mahsûs olarak cevâz verilmiş, tâ Fâtiha’yı bilmeyen namazı terketmesin.

Beşincisi: Kuvvet-i îmândan gelen bir hamiyet-i İslâmiye ile, maânî-i mukaddesenin, avâmın tefehhümüne medâr olmak için cevâz gösterilmiş. Hâlbuki, za'f-ı îmândan gelen ve menfî fikr-i milliyetten çıkan ve Lisân-ı Arabîye karşı nefret ve za'f-ı îmândan tevellüd eden meyl-i tahrib sâikasıyla tercüme edip Arabî aslını terketmek, dini terk ettirmektir!..

İkinci İşaret

İkinci İşâret: Şeâir-i İslâmiyeyi tağyîr eden ehl-i bid'a, evvelâ ulemâü's-sû'dan fetvâ istediler. Sâbıkan, beş vecihle hususî olduğunu gösterdiğimiz fetvâyı gösterdiler. Sâniyen; ehl-i bid'a, ecnebî inkılâpçılarından böyle meş'ûm bir fikir aldılar ki: Avrupa, Katolik Mezhebi’ni beğenmeyerek başta ihtilâlciler, inkılâbcılar ve feylesoflar olarak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.