İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 394 / 507
394

Beşinci Risale Olan Beşinci Kısım

Beşinci Risale Olan Beşinci Kısım

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ.. الخ ﴾

âyet-i pür-envârının çok envâr-ı esrârından bir nurunu, Ramazan-ı Şerîf’te bir hâlet-i rûhâniyede hissettim; hayâl-meyâl gördüm. Şöyle ki:

Üveys-i Karanî’nin:

اِلٰهِى اَنْتَ رَبِّى وَاَنَا الْعَبْدُ ❀ وَاَنْتَ الْخَالِقُ وَاَنَا الْمَخْلُوقُ وَاَنْتَ الرَّزَّاقُ وَاَنَا الْمَرْزُوقُ الخ

münâcât-ı meşhûresi nev'inden, bütün mevcûdât-ı zevi'l-hayat, Cenâb-ı Hakk’a karşı aynı münâcâtı ettiklerini.. ve onsekiz bin âlemin herbirinin ışığı, birer ism-i İlâhî olduğunu bana kanâat verecek bir vâkıa-i kalbiye-i hayâliyeyi gördüm. Şöyle ki:

Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, şu âlem binler perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemleri bu âlem içinde gördüm. Herbir perde açıldıkça, diğer bir âlemi görüyordum. O âlem ise, Âyet-i Nur’un arkasındaki;

﴿ اَوْ كَظُلُمَاتٍ فِى بَحْرٍ لُجِّىٍّ يَغْشٰيهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِـه۪ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِـه۪ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ اِذَا اَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرٰيهَا وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ ﴾

âyeti tasvir ettiği gibi; bir zulümât, bir vahşet, bir dehşet karanlığı içinde bana görünüyordu. Birden bir ism-i İlâhînin cilvesi, bir nur-u azîm gibi görünüp ışıklandırıyordu... Hangi perde akla karşı açılmışsa, hayâle karşı başka bir âlem; fakat gafletle, karanlıklı bir âlem görünüyorken, güneş gibi bir ism-i İlâhî tecellî eder, baştan başa o âlemi tenvir eder ve hâkezâ... Bu seyr-i kalbî ve seyahat-ı hayâliye çok devam etti. Ezcümle:

Hayvanat âlemini gördüğüm vakit, hadsiz ihtiyacât ve şiddetli açlıklarıyla beraber za'f ve aczleri, o âlemi bana çok karanlıklı ve hazîn gösterdi.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.