İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 155 / 507
155

gibi âyetlerle, onlara meydân okuyor: “Tevratınızı getiriniz, okuyunuz ve geliniz; biz çoluk ve çocuğumuzu alıp Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına el açıp, yalancılar aleyhinde lânetle duâ edeceğiz!” diye mütemâdiyen onların başına vurduğu hâlde, hiç Yahudî bir âlim veya Nasrânî bir kıssîs, O’nun bir yanlışını gösteremedi. Eğer gösterseydi, pek çok kesrette bulunan ve pek çok inâdlı ve hasedli olan kâfirler ve münâfık Yahudîler ve bütün âlem-i küfür, her tarafta ilân edeceklerdi. Hem demiş:

“Ya yanlışımı bulunuz, veyâhut sizinle mahvoluncaya kadar cihad edeceğim!” Hâlbuki bunlar, harbi ve perîşaniyeti ve hicreti ihtiyar ettiler. Demek yanlışını bulamadılar. Bir yanlış bulunsaydı, onlar kurtulurlardı...

#### İkinci Hüccet

İkinci Hüccet: Tevrat, İncil ve Zebûr’un ibareleri; Kur'ân gibi i'câzları olmadığından, hem mütemâdiyen tercüme tercüme üstüne olduğundan, pek çok yabânî kelimeler, içlerine karıştı. Hem müfessirlerin sözleri ve yanlış te'villeri, onların âyetleriyle iltibas edildi. Hem bazı nâdânların ve bazı ehl-i garazın tahrifatı da ilâve edildi. Şu sûrette, o kitaplarda tahrifat, tağyîrat çoğaldı. Hattâ Şeyh Rahmetullâh-i Hindî (allâme-i meşhûr) kütüb-ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına isbât ederek, iskât etmiş. İşte bu kadar tahrifatla beraber, şu zamanda dahi, meşhûr Hüseyin-i Cisrî (Rahmetullâhi Aleyh); o kitaplardan yüz on delil, nübüvvet-i Ahmediyeye dair çıkarmıştır. “Risale-i Hamîdiye”de yazmış. O risaleyi de, Manastırlı merhum İsmail Hakkı tercüme etmiş. Kim arzu ederse, ona müracaat eder, görür.

Hem pek çok Yahudî ulemâsı ve Nasâra ulemâsı, ikrar ve itiraf etmişler ki: “Kitaplarımızda Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın evsâfı yazılıdır.” Evet, gayr-ı müslim olarak başta meşhûr Rûm meliklerinden Hirakl itiraf etmiş, demiş ki: “Evet, İsâ Aleyhisselâm, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dan haber veriyor.”

Hem Rûm Meliki Mukavkıs nâmında Mısır hâkimi ve ulemâ-i Yehûd’un en meşhûrlarından İbn-i Sûriyâ ve İbn-i Ahtab ve onun kardeşi Kâ'b bin Esed ve Zübeyr bin Bâtıyâ gibi meşhûr ulemâ ve reisler, gayr-ı müslim kaldıkları hâlde ikrar etmişler ki: “Evet kitaplarımızda Onun evsâfı vardır; Ondan bahsediyorlar.”

Hem Yehûd’un meşhûr ulemâsından ve Nasâranın meşhûr kıssîslerinden, kütüb-ü sâbıkada evsâf-ı Muhammediyeyi (A.S.M.) gördükten sonra inâdı terkedip îmâna gelenler, evsâfını Tevrat ve İncil’de göstermişler, ve sâir Yahudî ve Nasrânî ulemâsını onunla ilzam etmişler.

Ezcümle, meşhûr Abdullâh İbn-i Selâm ve Veheb İbn-i Münebbih ve Ebû Yâsir ve Şâmul (ki bu zât, Melik-i Yemen Tübba' zamanında idi.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.