İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 196 / 507
196

Şakk-ı Kamer Mucizesine Dairdir

Şakk-ı Kamer

Mu'cizesine Dairdir

(ONDOKUZUNCU VE OTUZBİRİNCİ SÖZLER’İN ZEYLİ)

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ❀  وَاِنْ يَرَوْ آيَةً يُعْرِضُوا وَ يَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ ﴾

Kamer gibi parlak bir mu'cize-i Ahmediye (A.S.M.) olan inşikak-ı kamer’i evhâm-ı fâside ile inhisâfa uğratmak isteyen feylesoflar ve onların muhâkemesiz mukallidleri diyorlar ki: “Eğer inşikak-ı kamer vukû' bulsa idi, umum âleme ma'lûm olurdu. Bütün tarih-i beşerin nakletmesi lâzım gelirdi?”

Elcevab: İnşikak-ı kamer; da'vâ-yı nübüvvete delil olmak için, o da'vâyı işiten ve inkâr eden hazır bir cemâate, gecede, vakt-i gaflette, ânî olarak gösterildiğinden, hem ihtilâf-ı metâli' ve sis ve bulut gibi rü'yete mâni esbâbın vücûdu ile beraber, o zamanda medeniyet taammüm etmediğinden ve hususî kaldığından ve tarassudât-ı semâviye pek az olduğundan, bütün etraf-ı âlemde görülmek, umum tarihlere geçmek, elbette lâzım değildir. Şakk-ı kamer yüzünden bu evhâm bulutlarını dağıtacak çok noktalardan şimdilik “Beş Nokta” yi dinle:

Birinci Nokta

BİRİNCİ NOKTA: O zaman, o zemindeki küffarın gayet şedîd derecede inâdları, tarihen ma'lûm ve meşhûr olduğu hâlde; Kur'ân-ı Hakîm’in ﴾ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ﴿ demesiyle, şu vak'ayı umum âleme ihbar ettiği hâlde; Kur'ânı inkâr eden o küffardan hiçbir kimse, şu âyetin tekzîbine, yani ihbar ettiği şu vâkıanın inkârına ağız açmamışlar. Eğer o zamanda o hâdise, o küffarca kat'î ve vâki bir hâdise olmasa idi; şu sözü serrişte ederek, gayet dehşetli bir tekzîbe ve peygamberin ibtal-i da'vâsına hücum göstereceklerdi.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.