İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 387 / 507
387

Ve o orucun ekmeli ise, mide gibi bütün duyguları; gözü, kulağı, kalbi, hayâli, fikri gibi cihâzât-ı insaniyeye dahi bir nev'i oruç tutturmaktır. Yani; muharremâttan, mâlâyaniyâttan çekmek ve herbirisine mahsûs ubûdiyete sevketmektir.

Meselâ: Dilini yalandan, gıybetten ve galiz tâbirlerden ayırmakla, ona oruç tutturmak. Ve o lisânı, tilâvet-i Kur'ân ve zikir ve teşbih ve salavât ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek...

Meselâ: Gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fenâ şeyleri işitmekten men'edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur'ân dinlemeğe sarfetmek gibi sâir cihâzâta da bir nev'i oruç tutturmaktır.

Zâten mide en büyük bir fabrika olduğu için oruç ile ona ta'til-i eşgâl ettirilse, başka küçük tezgâhlar kolayca ona ittibâ' ettirilebilir.

Sekizinci Nükte

SEKİZİNCİ NÜKTE

Ramazan-ı Şerîf, insanın hayat-ı şahsiyesine baktığı cihetindeki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: İnsana en mühim bir ilâç nev'inden maddî ve manevî bir perhizdir. Ve tıbben bir hımyedir ki; insanın nefsi yemek içmek hususunda keyfemâyeşâ hareket ettikçe, hem şahsın maddî hayatına tıbben zarar verdiği gibi, hem helâl-haram demeyip rastgelen şeye saldırmak, âdeta manevî hayatını da zehirler. Daha kalbe ve rûha itâat etmek o nefse güç gelir. Serkeşâne dizginini eline alır. Daha insan ona binemez. O insana biner.

Ramazan-ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev'i perhize alışır. Riyâzete çalışır. Ve emir dinlemeyi öğrenir. Bîçâre zaîf mideye de hazımdan evvel, yemek yemek üzerine doldurmak ile hastalıkları celbetmez. Ve emir vâsıtasıyla helâli terkettiği cihetle, haramdan çekinmek için akıl ve Şerîattan gelen emri dinlemeğe kàbiliyet peydâ eder. Hayat-ı maneviyeyi bozmamağa çalışır.

Hem, insanın ekseriyet-i mutlakası açlığa çok defa mübtelâ olur. Sabır ve tahammül için bir idman veren açlık, riyâzete muhtaçtır. Ramazan-ı Şerîfteki oruç, onbeş saat, sahursuz ise yirmidört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır ve tahammül ve bir riyâzettir ve bir idmandır. Demek, beşerin musîbetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilâcı da oruçtur.

Hem, o mide fabrikasının çok hademeleri var. Hem, onunla alâkadar çok cihâzât-ı insaniye var. Nefis, eğer muvakkat bir ayın gündüz zamanında ta'til-i eşgâl etmezse, o fabrikanın hademelerinin ve o cihâzâtın hususî ibâdetlerini onlara unutturur, kendiyle meşgul eder, tahakkümü

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.