İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 131 / 507
131

manevî mütevâtir hükmündedir. Diğer kısmı âhâdî ise de, İlm-i hadîs’in müdakkik imâmları tashih ve tahric ettikleri için, kanâat-ı ilmiye verir. Biz de, pek çok misâllerinden, birkaç misâlini zikredeceğiz:

Birinci Misal

Birinci Misâl: Allâme-i Mağrib Kàdî İyâz, Şifâ-i Şerîfinde, ulvî bir an'ane ile ve müteaddid tarîklerle, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hàdimi ve bir kumandanı ve Hazret-i Ömer’in zamanında orduyu İslâmın başkumandanı ve İran’ın fâtihi ve Aşere-i Mübeşşere’den olan Hazret-i Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs diyor:

“Gazve-i Uhud’da ben Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın yanında idim. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gün kavsi kırılıncaya kadar küffara oklar attı. Sonra bana okları veriyordu, “At!” diyordu. Nasl’sız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi ve bana emrederdi: “At!” Ben de atardım. Kanatlı oklar gibi uçardı; küffarın cesedine yerleşirdi. O hâlde iken, Katâde İbn-i Nu'man’ın gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün hadekası, yüzünün üstüne indi. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm; mübârek, şifâlı eliyle, onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirip, iki gözünden en güzeli olarak, hiçbir şey olmamış gibi, şifâ buldu.”

Şu vâkıa, çok iştihâr etmiş. Hattâ Katâde’nin bir hafîdi, Ömer bin Abdülazîz’in yanına geldiği vakit, kendini şöyle ta'rif etmiş: “Ben, öyle bir zâtın hafîdiyim ki, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, onun çıkmış gözünü yerine koyup, birden şifâ buldu. En güzel göz o olmuş.” diye, nazm sûretinde Hazret-i Ömer’e söylemiş; onun ile kendini tanıttırmış. (Hâşiye) [^4]

[^4]:(Hâşiye)اَنَا ابْنُ الَّذِى سَالَتْ عَلَى الْخَدِّ عَيْنُهُ فَرُدَّتْ بِكَفِّ الْمُصْطَفَى اَحْسَنَ الرَّدِّ فَعَادَتْ كَمَا كَانَتْ لِاَوَّلِ اَمْرِهَا فَيَا حُسْنَ مَا عَيْنٍ وَيَا حُسْنَ مَا رَدٍّ

Hem, nakl-i sahîh ile haber verilmiş ki; meşhûr Ebû Katâde’nin, Yevm-i Zîkarad denilen gazvede, bir ok mübârek yüzüne isabet etmiş. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mübârek eliyle meshetmiş. Ebû Katâde der ki: “Kat'iyyen ve asla ne acısını ve ne de cerahatini görmedim.”

İkinci Misal

İkinci Misâl: Başta Buhârî ve Müslim, Kütüb-ü Sahîha haber veriyorlar ki: Gazve-i Hayber’de, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Aliyy-i Haydarî’yi bayraktar ta'yin ettiği hâlde, Ali’nin gözleri hastalıktan çok ağrıyordu. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, tiryâk gibi tükrüğünü gözüne sürdüğü dakikada, şifâ bularak hiçbir şey kalmadı. Sabahleyin Hayber Kalesinin pek ağır demir kapısını çekip, elinde kalkan gibi tutup, kal'a-i Hayber’i fethetti.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.