اَللّٰهُمَّ اَعِزَّ الْاِسْلاَمَ بِعُمَرِ ابْنِ الْخَطَّابِ اَوْ بِعَمْرِو ابْنِ الْهِشَامِ
Bir-iki gün sonra, Hazret-i Ömer İbni'l-Hattâb îmâna geldi ve İslâmiyet’i ilân ve i'zâz etmeye vesile oldu. “Fâruk” ünvân-ı àlîsini aldı.
Üçüncü Misal
Üçüncü Misâl: Bazı sahâbe-i güzîn’e, ayrı ayrı maksadlar için duâ etmiş. Duâsı öyle parlak bir sûrette kabûl olmuş ki, o kerâmet-i duâiye, mu'cize derecesine çıkmış. Ezcümle, başta Buhârî ve Müslim haber veriyorlar ki, İbn-i Abbâs’a şöyle duâ etmiş:
اَللّٰهُمَّ فَقِّهْهُ فِى الدِّينِ وَعَلِّمْهُ التَّاْوِيلَ Duâsı öyle makbûl olmuş ki; İbn-i Abbâs, “Tercümânü'l-Kur'ân” ünvân-ı zîşanını ve “Habrü'l-ümme” yani allâme-i ümmet rütbe-i àlîsini kazanmış. Hattâ çok genç iken, Hazret-i Ömer, onu ulemâ ve kudemâ-yı sahâbe meclisine alıyordu.
Hem başta İmâm-ı Buhârî, ehl-i kütüb-ü sahîha haber veriyorlar ki: Enes’in vâlidesi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a niyâz etmiş ki: “Senin hàdimin olan Enes’in evlâd ve malı hakkında bereket ile duâ et!”
O da duâ etmiş; اَللّٰهُمَّ اَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا اَعْطَيْتَهُ demiş. Hazret-i Enes, âhir ömründe, kasem ile ilân ediyor ki: “Ben kendi elimle yüz evlâdımı defnetmişim. Benim malım ve servetim itibariyle de, hiçbirisi benim gibi mes'ûd yaşamamış. Benim malımı görüyorsunuz ki pek çoktur. Bunlar, bütün duâ-yı Nebeviyenin bereketindendir.”
Hem başta İmâm-ı Beyhakî, ehl-i hadîs haber veriyorlar ki: Aşere-i Mübeşşere’den Abdurrahman Bin Avf’a, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kesret-i mal ve bereketle duâ etmiş. O duânın bereketiyle o kadar servet kazanmış ki, bir defa yedi yüz deveyi yükleriyle beraber ”Fîsebîlillâh” tasadduk etmiş. İşte duâ-yı Nebeviyenin bereketine bakınız.. “Bârekallâh” deyiniz...
Hem İmâm-ı Buhârî başta, râviler naklediyorlar ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Urve İbn-i Ebî Ca'de’ye, ticârette kâr ve kazanç için, bereketle duâ etmiş. Urve diyor ki: “Ben bazı Kûfe çarşısında duruyordum, bir günde kırkbin kazanıyordum, sonra evime dönüyordum.” İmâm-ı Buhârî der ki: “Toprağı da eline alsa, onda bir kazanç bulurdu.”
Hem Abdullâh İbn-i Cafer’e, kesret-i mal ve bereket için duâ etmiş. Hazret-i Abdullâh İbn-i Cafer, o derece servet kazanmış ki, o asırda şöhretgîr olmuş. O bereket-i duâ-yı Nebevî ile hâsıl olan serveti kadar, sehàvetle de iştihâr etmiş. Bu nev'iden çok misâller var. Nümûne için bu dört misâlle iktifâ ediyoruz.
