İkinci Dalında ve sâir Sözler’de kat'iyyen isbât edilmiştir ki: Nasıl güneş, âyineler vâsıtasıyla taaddüd ediyor; binler misâlî güneş, aynı güneş gibi ziyâ ve harâret sâhibi olur; fakat o misâlî güneşler, hakîki güneşe nisbeten çok zaîftirler; aynen onun gibi; makàmât-ı enbiyâ ve eâzım-ı evliyânın makàmâtının bazı gölgeleri ve zılleri var. Ehl-i sülûk onlara girer; kendini, o evliyâ-yı azîmeden daha azîm görür; belki enbiyâdan ileri geçtiğini zanneder, vartaya düşer. Fakat bu geçmiş umum vartalardan zarar görmemek için, usûl-i îmâniyeyi ve esâsât-ı Şerîatı dâima rehber ve esâs tutmak ve meşhûdunu ve zevkini, onlara karşı muhâlefetinde ittiham etmekledir.
#### Yedinci Varta
Yedincisi: Bir kısım ehl-i zevk ve şevk, sülûkünde; fahri, nâzı, şatahatı, teveccüh-ü nâsı ve merciiyeti şükre, niyâza, tazarruâta ve nâstan istiğnâya tercih etmekle vartaya düşer. Hâlbuki en yüksek mertebe ise, ubûdiyet-i Muhammediyedir ki; “Mahbûbiyet” ünvânıyla tâbir edilir. Ubûdiyetin ise sırr-ı esâsı; niyâz, şükür, tazarru, huşû, acz, fakr, halktan istiğnâ cihetiyle o hakikatin kemâline mazhar olur. Bazı evliyâ-yı azîme, fahr ve nâz ve şatahata muvakkaten, ihtiyarsız girmişler; fakat o noktada, ihtiyaren onlara iktidâ edilmez; hâdîdirler, mühdî değillerdir; arkalarından gidilmez!
#### Sekizinci Varta
Sekizinci Varta: Hodgâm, aceleci bir kısım ehl-i sülûk; âhirette alınacak ve koparılacak velâyet meyvelerini, dünyada yemesini ister ve sülûkünde onları istemekle vartaya düşer. Hâlbuki: ﴾ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ﴿ gibi âyetlerle ilân edildiği gibi, çok Sözlerde kat'iyyen isbât edilmiştir ki: Âlem-i bekàda bir tek meyve, fânî dünyanın bin bahçesine müreccahtır. Onun için, o mübârek meyveleri burada yememeli. Eğer istenilmeyerek yedirilse, şükredilmeli; mükâfât için değil, belki teşvik için bir ihsân-ı İlâhî olarak telâkki edilmeli...
Dokuzuncu Telvih
Dokuzuncu Telvih: Tarîkatın pek çok semerâtından ve fâidelerinden yalnız burada “Dokuz Adedi”ni icmâlen beyân edeceğiz:
#### Birincisi
Birincisi: İstikametli tarîkat vâsıtasıyla, saâdet-i ebediyedeki ebedî hazinelerin anahtarları ve menşe’leri ve mâdenleri olan hakàik-ı îmâniyenin inkişafı ve vuzûhu ve aynelyakìn derecesinde zuhûrlarıdır.
#### İkincisi
İkincisi: Makine-i insaniyenin merkezi ve zenbereği olan kalbi, tarîkat vâsıta olup işletmesiyle ve o işletmekle, sâir letâif-i insaniyeyi harekete getirip, netice-i fıtratlarına sevkederek hakîki insan olmaktır.
#### Üçüncüsü
Üçüncüsü: Âlem-i berzah ve âhiret seferinde, tarîkat silsilelerinden bir silsileye iltihak edip ve o kafile-i nurâniye ile ebedü'l-âbâd yolunda
