İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 371 / 507
371

bâkiye-i dini ile mütedeyyin olduğuna rivâyât vardır. Elbette Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm’dan gelen ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı netice veren bir silsile-i nurâniyeyi teşkil eden efrâd, elbette, din-i hak nurundan lâkayd kalmamışlar ve zulümât-ı küfre mağlûb olmamışlar. Fakat zaman-ı fetrette ﴾ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً ﴿ sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necâttırlar. Bil'ittifak, teferruâttaki hatîâtlarından muâhezeleri yoktur. İmâm-ı Şâfiî ve İmâm-ı Eş'arîce, küfre de girse, usûl-i îmânîde bulunmazsa, yine ehl-i necâttır. Çünkü; teklif-i İlâhî irsâl ile olur ve irsâl dahi, ıttılâ' ile teklif takarrür eder. Mâdem gaflet ve mürûr-u zaman, enbiyâ-i sâlifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtâat etse sevâb görür, etmezse azâb görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz.

Altıncı Nükte

Altıncı Nükte: Dersiniz ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ecdâdlarından Nebî gelmiş midir?

Elcevab: Hazret-i İsmail Aleyhisselâm’dan sonra bir nass-ı kat'î yoktur. Ecdâdlarından olmayan, yalnız Hâlid İbn-i Sinan ve Hanzale nâmında iki nebî gelmiştir. Fakat ecdâd-ı Nebîden, Kâ'b İbn-i Lüeyy’in meşhûr ve sarîh ve tansîs tarzındaki bu şiiri ki:

عَلٰى غَفْلَةٍ يَاْتِى النَّبِىُّ مُحَمَّدٌ ❀ فَيُخْبِرُ اَخْبَارًا صَدُوقًا خَبِيرُهَا

demesi, mu'cizekârâne ve nübüvvetdârâne bir söze benzer. İmâm-ı Rabbânî, hem delile, hem keşfe istinâden demiş ki: “Hindistan’da çok nebîler gelmiştir. Fakat bazılarının ya hiç ümmeti olmamış veyâhut mahdûd birkaç adama münhasır kaldığı için iştihâr bulmamışlar veyâhut nebî ismi verilmemiş.”

İşte, İmâm’ın bu düsturuna binâen, ecdâd-ı Nebîden bu nev'i nebîlerin bulunması mümkün...

Yedinci Nükte

Yedinci Nükte: Diyorsunuz ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın peder ve vâlideleri ve ceddi Abdülmuttalib’in îmânları hakkında akvâ ve esahh olan haber hangisidir?

Elcevab: Yeni Said on senedir yanında başka kitapları bulundurmuyor; “Bana Kur'ân yeter” diyor. Böyle teferruât mesâilinde, bütün kütüb-ü ehâdîsi tedkik edip, en akvâsını yazmağa vaktim müsâade etmiyor. Yalnız bu kadar derim ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın peder ve vâlideleri, ehl-i necâttır ve ehl-i Cennettir ve ehl-i îmândır. Cenâb-ı Hak, Habîb-i Ekreminin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.