İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 422 / 507
422

İslâmiyet; mevhûm, muvakkat, cüz'î, hususî, menfî.. belki esâssız, garazkâr, zulümkâr, zulmânî unsuriyet toprağına dikilmez! Onu oraya dikmeye çalışmak, ahmakàne ve tahribkârâne, bid'akârâne bir teşebbüstür.

İkinci kısım milliyetçilere deriz ki: Ey sarhoş hamiyet-fürûşlar! Bir asır evvel milliyet asrı olabilirdi. Şu asır, unsuriyet asrı değil! Bolşevizm, sosyalizm mes'eleleri istilâ ediyor; unsuriyet fikrini kırıyor; unsuriyet asrı geçiyor... Ebedî ve dâimî olan İslâmiyet milliyeti; muvakkat, dağdağalı unsuriyetle bağlanmaz ve aşılanmaz. Ve aşılamak olsa da; İslâm milletini ifsad ettiği gibi, unsuriyet milliyetini dahi ıslah edemez, ibkà edemez... Evet, muvakkat aşılamakta bir zevk ve bir muvakkat kuvvet görünüyor, fakat pek muvakkat ve âkıbeti hatarlıdır.

Hem Türk unsurunda ebedî kàbil-i iltiyâm olmamak sûretinde bir inşikak çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şık, bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mîzanın iki gözünde bulunsa; bir batman kuvvet, o iki kuvvet ile oynayabilir; yukarı kaldırır, aşağı indirir.

İkinci Suâl, iki işârettir:

Beşinci İşaret

Birinci İşâret ki “Beşinci İşâret” tir. Mühim bir suâlin, gayet muhtasar bir cevabıdır.

Suâl: Âhirzamanda Hazret-i Mehdi geleceğine ve fesâda girmiş âlemi ıslah edeceğine dair müteaddid rivâyât-ı sahîha var. Hâlbuki şu zaman, cemâat zamanıdır; şahıs zamanı değil! Şahıs ne kadar dâhî ve hattâ yüz dahi derecesinde olsa, bir cemâatin mümessili olmazsa, bir cemâatin şahs-ı manevîsini temsîl etmezse; muhâlif bir cemâatin şahs-ı manevîsine karşı mağlûbdur. Şu zamanda –kuvvet-i velâyeti ne kadar yüksek olursa olsun– böyle bir cemâat-i beşeriyenin ifsadât-ı azîmesi içinde nasıl ıslah eder?.. Eğer Mehdi’nin bütün işleri hàrika olsa, şu dünyadaki Hikmet-i İlâhiyeye ve kavânîn-i âdetullâha muhâlif düşer. Bu Mehdi mes'elesinin sırrını anlamak istiyoruz?

Elcevab: Cenâb-ı Hak; kemâl-i rahmetinden, şerîat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himâyet olarak, herbir fesâd-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u a'zam veya bir mürşid-i ekmel veyâhut bir nev'i Mehdi hükmünde mübârek zâtları göndermiş; fesâdı izâle edip, milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmedîyi (A.S.M.) muhâfaza etmiş. Mâdem âdeti öyle cereyan ediyor, âhirzamanın en büyük fesâdı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u a'zam olarak bir zât-ı nurânîyi gönderecek ve o zât da, Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır. Cenâb-ı Hak, bir dakika zarfında

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.