İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 424 / 507
424

içindeki mukaddes kuvveti tehyîc edecek ve uyandıracak hâdisât-ı azîme vücûda geliyor... Elbette o kuvvet-i azîmedeki bir hamiyet-i àliye feverân edecek ve Hazret-i Mehdi başına geçip, tarîk-ı hak ve hakikate sevkedecek. Böyle olmak ve böyle olmasını; bu kıştan sonra baharın gelmesi gibi, âdetullâhtan ve Rahmet-i İlâhiyeden bekleriz ve beklemekte haklıyız...

Altıncı İşaret

İkinci İşâret, yani Altıncı İşâret: Hazret-i Mehdi’nin cem'iyet-i nurâniyesi, Süfyân komitesinin tahribâtçı rejim-i bid'akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi ihyâ edecek; yani Âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle Şerîat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyân komitesi, Hazret-i Mehdi cem'iyetinin mu'cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak.

Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccâl komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’ın din-i hakîkisini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedâkâr bir İsevî cemâati nâmı altında ve “Müslüman İsevîleri” ünvânına lâyık bir cem'iyet, o Deccâl komitesini, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’ın riyâseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı ulûhiyetten kurtaracak.

Şu mühim sır pek uzundur. Başka yerlerde bir nebze bahsettiğimizden burada bu kısa işâretle iktifâ ediyoruz...

Yedinci İşaret

Yedinci İşâret: Yani Üçüncü Suâl: Diyorlar ki: “Senin eski zamandaki müdafaâtın ve İslâmiyet hakkındaki mücâhedâtın, şimdiki tarzda değil. Hem Avrupa’ya karşı İslâmiyeti müdafaa eden mütefekkirîn tarzında gitmiyorsun. Neden Eski Said vaziyetini değiştirdin? Neden manevî mücâhidîn-i İslâmiye tarzında hareket etmiyorsun?

Elcevab: Eski Said ile mütefekkirîn kısmı, felsefe-i beşeriyenin ve hikmet-i Avrupaiyenin düsturlarını kısmen kabûl edip, onların silâhlarıyla onlarla mübâreze ediyorlar; bir derece onları kabûl ediyorlar. Bir kısım düsturlarını, fünûn-u müsbete sûretinde lâyetezelzel teslîm ediyorlar, o sûretle İslâmiyetin hakîki kıymetini gösteremiyorlar. Âdeta, kökleri çok derin zannettikleri hikmetin dallarıyla İslâmiyeti aşılıyorlar; güyâ takviye ediyorlar. Bu tarzda galebe az olduğundan ve İslâmiyetin kıymetini bir derece tenzîl etmek olduğundan, o mesleği terkettim. Hem bilfiil gösterdim ki: İslâmiyetin esâsları o kadar derindir ki; felsefenin en derin esâsları onlara yetişmez, belki sathî kalır. Otuzuncu Söz, Yirmidördüncü Mektûb, Yirmidokuzuncu Söz bu hakikati bürhânlarıyla isbât ederek göstermiştir. Eski meslekte, felsefeyi derin zannedip, Ahkâm-ı İslâmiyeyi zâhirî telâkki edip felsefenin dallarıyla bağlamakla durulmak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.