Hem o vâkıada, Seleme İbn-i Ekvâ’nın bacağına kılınç vurulmuş, yarılmış. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ona nefes edip, birden ayağı şifâ bulmuş.
Üçüncü Misal
Üçüncü Misâl: Başta Nesâî olarak, erbâb-ı siyer, Osman İbn-i Huneyf’ten haber veriyorlar ki; Osman diyor ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın yanına bir a'mâ geldi, dedi: “Benim gözlerimin açılması için duâ et.” Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ona fermân etti:
فَانْطَلِقْ وَتَوَضَّاْ ثُمَّ صَلِّ رَكْعَتَيْنِ وَقُلِ اللّٰهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ وَاَتَوَجَّهُ اِلَيْكَ بِنَبِىِّ مُحَمَّدٍ نَبِىِّ الرَّحْمَةِ يَا مُحَمَّدُ اِنِّى اَتَوَجَّهُ بِكَ اِلَى رَبِّكَ اَنْ يَكْشِفَ عَنْ بَصَرِى اَللّٰهُمَّ شَفِّعْهُ فِىَّ
O gitti, öyle yaptı, geldi; gözü açılmış, güzel görüyormuş, gördük.
Dördüncü Misal
Dördüncü Misâl: Büyük bir imâm olan İbn-i Veheb, haber veriyor ki: Gazve-i Bedr’in ondört şehîdinden birisi olan Muavviz İbn-i Afra', Ebû Cehil ile döğüşürken, Ebû Cehil-i laîn o kahramanın bir elini kesmiş. O da öteki eliyle elini tutup Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın yanına gelmiş. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onun elini yine yerine yapıştırdı, tükrüğünü ona sürdü; birden şifâ buldu. Yine harbe gitti, şehîd oluncaya kadar harbetti.
Hem yine İmâm-ı Celîl İbn-i Veheb haber veriyor ki: O gazvede Hubeyb İbn-i Yesaf’ın omuz başına bir kılınç vurulmuş ki, bir şakkı ayrılmış gibi dehşetli bir yara açılmış. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, onun kolunu, omuzuna eliyle yapıştırmış, nefes etmiş; şifâ bulmuş.
İşte şu iki vâkıa, çendan âhâdîdir ve haber-i vâhiddir; fakat İbn-i Veheb gibi bir imâm tashih etse, Gazve-i Bedir gibi bir menba'-ı mu'cizât olan bir gazvede olsa, hem bu iki vâkıayı andıracak çok misâller bulunsa; elbette şu iki vâkıa, kat'î ve vâkidir denilebilir.
İşte ehâdîs-i sahîha ile sübût bulan belki bin misâl var ki, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın mübârek eli ona şifâ olmuş.
