İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 320 / 507
320

Demek, nasıl herbir eser bütün âsârı müessirine verir ve herbir fiil-i icâdî bütün ef'âli fâiline mal eder, aynen öyle de; kâinâttaki tecellî eden herbir isim, bütün isimleri kendi müsemmâsına isnâd eder ve onun ünvânları olduğunu isbât eder. Çünkü; kâinâtta tecellî eden isimler, devâir-i mütedâhile gibi ve ziyâdaki elvân-ı seb'a gibi birbiri içine giriyor, birbirine yardım ediyor, birbirinin eserini tekmîl ediyor, tezyîn ediyor.

Meselâ: Muhyî ismi bir şeye tecellî ettiği vakit ve hayat verdiği dakikada Hakîm ismi dahi tecellî ediyor, o zîhayatın yuvası olan cesedini hikmetle tanzim ediyor. Aynı hâlde Kerîm ismi dahi tecellî ediyor; yuvasını tezyîn eder. Aynı ânda Rahîm isminin dahi tecellîsi görünüyor; o cesedin şefkatle havâicini ihzar eder. Aynı zamanda Rezzâk ismi tecellîsi görünüyor; o zîhayatın bekàsına lâzım maddî ve manevî rızkını ummadığı tarzda veriyor ve hâkezâ... Demek Muhyî kimin ismi ise, kâinâtta nurlu ve muhît olan Hakîm ismi de Onundur ve bütün mahlûkatı şefkatle terbiye eden Rahîm ismi de Onundur ve bütün zîhayatları keremiyle iâşe eden Rezzâk ismi dahi Onun ismidir, ünvânıdır ve hâkezâ...

Demek herbir isim, herbir fiil, herbir eser öyle bir bürhân-ı Vahdâniyettir ki, kâinâtın sahifelerinde ve asırların satırlarında yazılan ve mevcûdât denilen bütün kelimâtı, kâtibinin nakş-ı kalemi olduğuna delâlet eden birer mühr-ü Vahdâniyet, birer hâtem-i Ehadiyettir..

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ (اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِى لَااِلٰهَاِلَّااللهُ) وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ∗∗∗

Beşinci Mesele

Beşinci Mes'ele

Sâniyen: Mektûbunuzda; “Mücerred لَااِلٰهَاِلَّااللهُ kâfî midir?

Yani مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ demezse, ehl-i necât olabilir mi?” diye diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:

Kelime-i şehâdetin iki kelâmı, birbirinden ayrılmaz, birbirini isbât eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Mâdem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, Hâtemü'l-Enbiyâdır, bütün enbiyânın vârisidir; elbette bütün vusûl yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından haric

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.