İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 154 / 507
154

alâkadardır. Herbir nev'-i kâinâtta, Onun mu'cizâtı görünüyor. Demek o Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) Cenâb-ı Hakk’ın –fakat kâinâtın Hàlık’ı itibariyle ve bütün mahlûkatın Rabbi ünvânıyla– memurudur ve resûlüdür. Evet, nasıl ki bir pâdişahın büyük ve müfettiş bir memurunu herbir dâire bilir ve tanır; hangi dâireye girse, onunla münâsebetdâr olur; çünkü, umumun pâdişahı nâmına bir memuriyeti var. Eğer, meselâ yalnız adliye müfettişi olsa, o vakit adliye dâiresiyle münâsebetdâr olur. Başka dâireler onu pek tanımaz. Ve askeriye müfettişi olsa, mülkiye dâiresi onu bilmez. Öyle de, anlaşılıyor ki; bütün devâir-i saltanat-ı İlâhiyede, melekten tut, tâ sineğe ve örümceğe kadar herbir tâife, Onu tanır ve bilir veya bildirilir. Demek, Hâtemü'l-Enbiyâ ve Resûl-i Rabbi'l-Âlemîn’dir. Ve umum enbiyânın fevkınde risaletinin şümûlü var.

On Altıncı İşaret

ONALTINCI İŞÂRET:

İrhâsat denilen; bi'set-i nübüvvetten evvel, fakat nübüvvetle alâkadar olarak vücûda gelen hàrikalar dahi, delâil-i nübüvvettir. Şu da üç kısımdır:

Birinci Kısım

BİRİNCİ KISIM:

Nass-ı Kur'ânla; Tevrat, İncil, Zebûr ve Suhuf-u Enbiyânın, nübüvvet-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’a dair verdikleri haberdir.

Evet, mâdem o kitaplar semâvîdirler ve mâdem o kitab sâhibleri enbiyâdırlar; elbette ve herhalde, onların dinlerini nesheden ve kâinâtın şeklini değiştiren ve yerin yarısını getirdiği bir nur ile ışıklandıran bir Zâttan bahsetmeleri, zarûrî ve kat'îdir. Evet küçük hâdiseleri haber veren o kitaplar, nev'-i beşerin en büyük hâdisesi olan hâdise-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ı haber vermemek kàbil midir? İşte, mâdem bilbedâhe haber verecekler, herhalde ya tekzîb edecekler, tâ ki dinlerini tahribden ve kitaplarını neshten kurtarsınlar.. veya tasdik edecekler, tâ ki o hakikatli Zât ile, dinleri hurâfâttan ve tahrifattan kurtulsun. Hâlbuki, dost ve düşmanın ittifakıyla, tekzîb emâresi hiçbir kitapta yoktur. Öyle ise, tasdik vardır. Mâdem mutlak bir sûrette tasdik vardır ve mâdem şu tasdikin vücûdunu iktiza eden kat'î bir illet ve esâslı bir sebeb vardır; biz dahi, o tasdikin vücûduna delâlet eden üç hüccet-i kàtıa ile isbât edeceğiz.

#### Birinci Hüccet

Birinci Hüccet: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Kur'ânın lisânıyla onlara der ki: “Kitaplarınızda, benim tasdikim ve evsâfım vardır. Benim beyân ettiğim şeylerde, kitaplarınız beni tasdik ediyor.”

﴿ قُلْ فَاْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ ﴾

﴿ قُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَاءَنَا وَاَبْنَاءَكُمْ وَنِسَاءَنَا وَنِسَاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَةَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ ﴾

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.