İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 36 / 507

Onbirinci Mektûb

36

Onbirinci Mektûb

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

[Bu mektûb, mühim bir ilâç olup, dört âyetin hazinesinden dört küçük cevherine işâret eder.]

Azîz kardeşim!

Şu dört muhtelif mes'eleyi muhtelif vakitlerde Kur'ân-ı Hakîm nefsime ders vermiş. Arzu eden kardeşlerim dahi bundan bir ders veya bir hisse almaları için yazdım. Mebhas itibariyle başka başka dört âyet-i kerîmenin hazine-i hakàikından birer küçük cevher, nümûne olarak gösterilmiştir. O dört mebhastan herbir mebhasın ayrı bir sûreti, ayrı bir fâidesi var.

Birinci Mebhas

BİRİNCİ MEBHAS: ﴾ اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفًا ﴿

Ey sû-i vesveseden me'yûs nefsim! Tedâi-yi hayâlât, tahattur-u faraziyât, bir nev'i irtisam-ı gayr-ı ihtiyarîdir. İrtisam ise, eğer hayırdan ve nurâniyetten olsa, hakikatin hükmü bir derece sûretine ve misâline geçer. Güneşin ziyâsı ve harâreti, âyinedeki misâline geçtiği gibi... Eğer şerden ve kesiften olsa, aslın hükmü ve hàssası, sûretine geçmez ve timsâline sirâyet etmez. Meselâ; necis ve murdar bir şeyin âyinedeki sûreti ne necistir, ne murdardır. Ve yılanın timsâli, ısırmaz.

İşte şu sırra binâen, tasavvur-u küfür, küfür değil; tahayyül-ü şetm, şetm değil. Hususan ihtiyarsız olsa ve farazî bir tahattur olsa, bütün bütün zararsızdır. Hem ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemâatin mezhebinde bir şeyin şer'an çirkinliği, pisliği; nehy-i İlâhî sebebiyledir. Mâdemki ihtiyarsız ve rızâsız bir tahattur-u farazîdir, bir tedâi-yi hayâlîdir; nehiy ona taalluk etmez. O dahi ne kadar çirkin ve pis bir şeyin sûreti dahi olsa, çirkin ve pis olmaz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.