İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 41 / 507
41

ve ba's-i enbiyâ ile, bir meydân-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsâbaka açılmış. Eğer mücâhede ve müsâbaka olmasaydı, mâden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan isti'datlar, beraber kalacaktı. A'lâ-yı illiyîndeki Ebû Bekir-i Sıddık’ın rûhu, esfel-i sâfilîndeki Ebû Cehil’in rûhuyla bir seviyede kalacaktı. Demek şeyâtîn ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için, icâdları şer değil, çirkin değil; belki sû-i istimâlâttan ve kesb denilen mübâşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler, kesb-i insana aittir; icâd-ı İlâhiye ait değildir.

Eğer suâl etseniz ki: Bi'set-i enbiyâ ile beraber şeytanların vücûdundan ekser insanlar kâfir oluyor, küfre gidiyor, zarar görüyor. “El-hükmü li'l-ekser” kaidesince, ekser ondan şer görse, o vakit halk-ı şer, şerdir; hattâ bi'set-i enbiyâ dahi rahmet değil denilebilir?

Elcevab: Kemiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok. Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar.

Meselâ: Yüz hurma çekirdeği bulunsa.. toprak altına konup su verilmezse ve muâmele-i kimyeviye görmezse ve bir mücâhede-i hayatiyeye mazhar olmazsa, yüz para kıymetinde yüz çekirdek olur. Fakat su verildiği ve mücâhede-i hayatiyeye ma'rûz kaldığı vakit, sû-i mîzâcından sekseni bozulsa; yirmisi, meyvedâr yirmi hurma ağacı olsa, diyebilir misin ki; “Suyu vermek şer oldu, ekserîsini bozdu?” Elbette diyemezsin. Çünkü o yirmi, yirmi bin hükmüne geçti. Sekseni kaybeden, yirmi bini kazanan, zarar etmez; şer olmaz.

Hem meselâ: Tavus kuşunun yüz yumurtası bulunsa, yumurta itibariyle beşyüz kuruş eder. Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa, sekseni bozulsa; yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa, denilebilir mi ki; “Çok zarar oldu, bu muâmele şer oldu, bu kuluçkaya kapanmak çirkin oldu, şer oldu?” Hayır öyle değil, belki hayırdır. Çünkü o tavus milleti ve o yumurta tâifesi, dörtyüz kuruş fiatında bulunan seksen yumurtayı kaybedip, seksen lira kıymetinde yirmi tavus kuşu kazandı.

İşte nev'-i beşer bi'set-i enbiyâ ile, sırr-ı teklif ile, mücâhede ile, şeytanlarla muhârebe ile kazandıkları yüzbinlerle enbiyâ.. ve milyonlarla evliyâ.. ve milyarlarla asfiyâ gibi âlem-i insaniyetin güneşleri, ayları ve yıldızları mukâbilinde, kemiyetçe kesretli, keyfiyetçe ehemmiyetsiz hayvanat-ı muzırra nev'inden olan küffarı ve münâfıkları kaybetti.

Üçüncü Sualiniz

ÜÇÜNCÜ SUÂLİNİZ: Cenâb-ı Hak musîbetleri veriyor, belâları musallat ediyor. Hususan masûmlara, hattâ hayvanlara bu zulüm değil mi?

Elcevab: Hâşâ! Mülk Onundur. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Hem acaba; san'atkâr bir zât, bir ücret mukâbilinde seni bir model yapıp gayet san'atkârâne yaptığı murassa' bir libâsı sana giydiriyor; hünerini,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.