İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 234 / 507
234

Elhâsıl: Nasıl ki eşyada, meselâ hayvanattaki ehemmiyetli a'zânın, esâsât ve netâic itibariyle birbirlerine benzeyişleri ve tevâfukları ve bir tek sikke-i vahdet izhâr etmeleri, nasıl kat'î olarak delâlet ediyor ki; umum hayvanatın Sâni'i birdir, vâhiddir, ehaddir, öyle de; o hayvanatın ayrı ayrı teşahhusları ve sîmâlarındaki başka başka hikmetli taayyün ve temeyyüzleri delâlet eder ki; onların Sâni'-i Vâhidi, fâil-i muhtardır ve irâdelidir; istediğini yapar, istemediğini yapmaz; kasd ve irâde ile işler.

Mâdem ilm-i İlâhîye ve irâde-i Rabbâniyeye mevcûdât adedince, belki mevcûdâtın şuûnâtı adedince delâlet ve şehâdet vardır; elbette bir kısım feylesofların irâde-i İlâhiyeyi nefy ve bir kısım ehl-i bid'atın, kaderi inkâr ve bir kısım ehl-i dalâletin, cüz'iyâta adem-i ıttılâ'ını iddia etmeleri ve tabîiyyûnun, bir kısım mevcûdâtı tabiat ve esbâba isnâd etmeleri; mevcûdât adedince muzâaf bir yalancılıktır ve mevcûdâtın şuûnâtı adedince muzâaf bir dalâlet divâneliğidir. Çünkü hadsiz şehâdet-i sâdıkayı tekzîb eden, hadsiz bir yalancılık işlemiş olur.

İşte, meşîet-i İlâhiye ile vücûda gelen işlerde; “İnşâallâh, İnşâallâh” yerinde, bilerek “tabîi, tabîi” demek, ne kadar hatâ ve muhâlif-i hakikat olduğunu kıyâs et...

Onuncu Kelime

ONUNCU KELİME:

وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Yani: Hiçbir şey Ona ağır gelemez. Dâire-i imkânda ne kadar eşya var, o eşyaya gayet kolay vücûd giydirebilir. Ve o derece Ona kolay ve rahattır ki: ﴾ اِنَّمَا اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيْئًا ﴿ sırrıyla, güyâ yalnız emreder, yapılır.

Nasıl ki gayet mâhir bir san'atkâr; ziyâde kolay bir tarzda, elini işe dokundurur dokundurmaz, makine gibi işler. Ve o sür'at ve mehâreti ifâde için denilir ki: “O iş ve san'at, ona o kadar musahhardır ki; güyâ emriyle, dokunmasıyla işler oluyor; san'atlar vücûda geliyor.” Öyle de; Kadîr-i Zülcelâl’in kudretine karşı, eşyanın nihâyet derecede musahhariyet ve itâatine ve o kudretin nihâyet derecede külfetsiz ve sühûletle iş gördüğüne işâreten, ﴾ اِنَّمَا اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿ fermân eder. Şu hakikat-i uzmânın hadsiz esrârından beş sırrını, “Beş Nükte” de beyân edeceğiz.

#### Birincisi

Birincisi: Kudret-i İlâhiyeye nisbeten en büyük şey, en küçük şey kadar kolaydır. Bir nev'in umum efrâdıyla icâdı, bir ferd kadar külfetsiz ve rahattır. Cennet’i halketmek, bir bahar kadar kolaydır. Bir baharı icâd etmek,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.