On Birinci Esas
Onbirinci Esâs: Hem bütün kuvvetiyle öyle kuvvetli dâvet edip çağırır ki; yarı yeri ve nev'-i beşerin beşte birini sesine karşı “Lebbeyk!” dedirtti, ﴾ سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا ﴿ söylettirdi.
On İkinci Esas
Onikinci Esâs: Hem öyle bir ciddiyetle dâvet ve öyle esâslı bir sûrette terbiye eder ki; düsturlarını asırların cebhesinde ve aktârın taşlarında nakşediyor ve dehirlerin yüzlerinde pâyidâr ediyor...
On Üçüncü Esas
Onüçüncü Esâs: Hem tebliğ ettiği ahkâmın sağlamlığına öyle bir vüsûk ve güvenmekle söylüyor ve dâvet ediyor ki; dünya toplansa, Onu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez. Buna şâhid bütün tarih-i hayatı ve siyer-i seniyesidir.
On Dördüncü Esas
Ondördüncü Esâs: Hem öyle bir itmi'nân ile, bir i'timâd ile dâvet eder, tebliğ eder ki; kimseden minnet almaz.. Hiçbir müşkülâta karşı telâş etmez; tereddüdsüz, kemâl-i samîmiyetle ve safvetle ve herkesten evvel kendisi amel edip kabûl ederek, getirdiği ahkâmı ilân eder. Buna şâhid ise; herkesçe, dost ve düşmanca ma'lûm olan meşhûr zühdü ve istiğnâsı ve dünyanın fânî müzeyyenâtına adem-i tenezzülüdür.
On Beşinci Esas
Onbeşinci Esâs: Hem getirdiği dine herkesten ziyâde itâati ve Hàlık’ına karşı herkesten ziyâde ubûdiyeti ve menhiyâta karşı herkesten ziyâde takvâsı, kat'iyyen gösterir ki: O, Sultan-ı Ezel ve Ebedin mübelliğidir, elçisidir. Ve O, Ma'bûd-u Bilhakkın en hàlis abdidir ve kelâm-ı Ezelî’nin tercümânıdır.
Şu onbeş aded esâsların neticesi şudur ki: Mezkûr evsâf ile muttasıf şu Zât; bütün kuvvetiyle, bütün hayatında mükerreren ve mütemâdiyen ﴾ فَاعْلَمْ اَنَّـهُ لاَاِلٰهَاِلَّااللّٰهُ ﴿ der, vahdâniyeti ilân eder.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰى آلِهِ عَدَدَ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ
﴿ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ﴾ ∗∗∗
