İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 215 / 507
215

aittir ve mühim neticeleri Ona bakar. Yüzde doksan dokuz meyvesi Onundur. İşte şu kelime, şöyle fânî ve âciz beşere nidâ eder, müjde verir ve der:

Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenâsını düşünüp, hüzne düşme. Yalnız dünyevî, ehemmiyetsiz meyvelerini görüp, dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Belki, o sefîne-i vücûdundaki hayat makinesi Hayy-ı Kayyûma aittir. Masârif ve levâzı­matını O tedârik eder. Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve Ona aittir.

Sen o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak. O hayat sefînesi, ne kadar kıymetdâr olduğunu; ve ne kadar güzel fâideler verdiğini; ve o sefîne sâhibi zâtın, ne kadar Kerîm ve Rahîm olduğunu düşün, mesrûr ol; ve şükret. Ve anla ki, vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefînenin verdiği bütün netâic; bir cihetle senin defter-i a'mâline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi te'min eder, seni ebedî ihyâ eder.

Yedinci Kelime

YEDİNCİ KELİME:

وَيُمِيتُ Yani; mevti veren Odur. Yani; hayat vazifesinden terhis eder; fânî dünyadan yerini tebdil eder; külfet-i hizmetten âzâd eder. Yani hayat-ı fâniyeden, seni, hayat-ı bâkiyeye alır. İşte şu kelime, şöylece fânî cin ve inse bağırır; der ki:

Sizlere müjde, mevt; i'dâm değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkırâz değil, sönmek değil, firâk-ı ebedî değil, adem değil, tesâdüf değil, fâilsiz bir in'idâm değil; belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saâdet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyâttır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecma’ı olan âlem-i berzaha bir visâl kapısıdır.

Sekizinci Kelime

SEKİZİNCİ KELİME:

وَهُوَ حَىٌّ لَا يَمُوتُ Yani; bütün kâinâtın mevcûdâtında görünen ve vesile-i muhabbet olan kemâl ve hüsün ve ihsânın hadsiz bir derece fevkınde bir cemâl ve kemâl ve ihsânın sâhibi; ve bütün mahbûblara bedel, bir tek cilve-i cemâli kâfî gelen bir Ma'bûd-u Lemyezel, bir Mahbûb-u Lâyezâlin ezelî ve ebedî bir hayat-ı dâimesi var ki, şâibe-i zevâl ve fenâdan münezzeh ve avârız-ı naks ve kusurdan müberrâdır. İşte şu kelime, cin ve inse ve bütün zîşuûra ve ehl-i muhabbet ve aşka ilân eder ki:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.