İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 130 / 507
130

birden gâibden haber verilmiş gibi, hâdisenin inkişafı ve desîselerinin akîm kalması ve o ihbarın ifâde ettiği vâkıa doğru çıkması ve hiçbir vakit, sahâbeleri nazarında mütehâlif bir haberi görülmeyen Zât-ı Ahmediye’nin, “Şu keçinin kolu bana söylüyor.” demesi; herkesin kulağıyla o keçiden, o sözü işitmesi kadar kanâat-ı kat'iyyeleri olmuş.

Üçüncü Misal

Üçüncü Misâl: Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm’ın “yed-i beyzâ” ve “asâ” mu'cizesine nazîre olarak, üç hâdisede bir mu'cize-i Ahmediye:

Birincisi: Hazret-i İmâm-ı Ahmed İbn-i Hanbel, Ebû Saidi'l-Hudrî’den tahric ve tashih eder ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Katâde İbn-i Nu'man’a; karanlıklı, yağmurlu bir gecede bir değnek verir ve fermân eder ki: “Sana, lamba gibi, onar arşın her tarafta ışık verecek. Evine gittiğin zaman, bir siyah şahıs gölge göreceksin. O, şeytandır. Onu hânenden çıkar, tardet.” Katâde değneği alır, gider. Yed-i beyzâ gibi ışık verir. Evine gider, o siyah şahsı görür, tardeder.

İkincisi: Bir menba'-ı garâib olan gazve-i kübrâ-yı Bedir’de, Ukkâşe İbni'l-Muhassıni'l-Esedî’nin, müşriklerle döğüşürken kılıncı kırıldı. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona, kılınca mukâbil, kalınca bir değnek verdi. Dedi: “Bununla harbet.” Birden değnek, biiznillâh, uzun, beyaz bir kılınç oldu. Onunla harbetti. Hayatı mikdarınca, tâ Yemâme harbinde şehîd oluncaya kadar boynunda taşıdı. Şu hâdise, kat'îdir. Çünkü Ukkâşe, bütün hayatında onunla iftihar etmiş; ve o kılınç, “El-avn” nâmıyla meşhûr olmuş. İşte Hazret-i Ukkâşe’nin iftiharı ve kılıncın “Avn” nâmıyla, kılınçların fevkınde iştihârı, şu hâdisenin, iki hüccetidir.

Üçüncüsü: İbn-i AbdülBerr gibi bir allâme-i asır ve ehl-i tahkîkin büyüklerinden nakl ve tashih ediyorlar ki: Gazve-i Uhud’da, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın halazâdesi olan Abdullâh İbn-i Cahş harbederken, kılıncı kırıldı. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ona bir değnek verdi. O değnek onun elinde bir kılınç oldu. Onun ile harbetti. O eser-i mu'cize olan kılınç, bâkî kaldı. Meşhûr İbn-i Seyyidi'n-nâs, siyerinde haber veriyor ki: “Bir zaman sonra, Abdullâh o kılıncı Buğay-ı Türkî nâmında bir adama, ikiyüz liraya sattı.”

İşte bu iki kılınç, Asâ-yı Mûsa gibi birer mu'cizedir. Fakat Asâ-yı Mûsa, vefât-ı Mûsa’dan sonra, vech-i i'câzı kalmadı. Fakat şunlar bâkî kaldılar.

On Üçüncü İşaret

ONÜÇÜNCÜ İŞÂRET:

Mu'cizât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hem mütevâtir, hem misâlleri pek çok bir nev'i dahi; hastalar ve yaralılar nefes-i mübârekiyle şifâ bulmalarıdır. Şu nev'i mu'cize-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm); nev'i itibariyle, manevî mütevâtirdir. Cüz'iyâtları, bir kısmı dahi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.