Beşinci Misal
Beşinci Misâl: Hususî adamlara bedduâsının dehşetli kabûlüdür. Bunun çok misâlleri var. Kat'î üç misâli nümûne olarak beyân ederiz:
Birincisi: Utbe İbn-i Ebî Leheb hakkında şöyle bedduâ etti:
اَللّٰهُمَّ سَلِّطْ عَلَيْهِ كَلْبًا مِنْ كِلاَبِكَ Yani: “Yâ Rab! Ona bir itini musallat et!” Sonra Utbe sefere giderken, bir arslan gelip, kafile içinde onu arayıp bulmuş, parçalamış. Şu vâkıa meşhûrdur. Eimme-i hadîs, nakil ve tashih etmişler.
İkincisi: Muhallim İbn-i Cessâme’dir ki; Âmir İbn-i Azbat’ı gadr ile katletmişti. Hâlbuki Âmir’i, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onu, cihad ve harb için kumandan edip, bir bölük ile göndermişti. Muhallim de beraberdi. Bu gadrin haberi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a yetiştiği vakit hiddet etmiş اَللّٰهُمَّ لاَ تَغْفِرْ لِمُحَلِّمِ diye bedduâ buyurmuş. Yedi gün sonra o Muhallim öldü. Kabre koydular, kabir dışarıya attı. Kaç defa koydularsa yer kabûl etmedi. Sonra mecbur oldular; iki taş ortasında muhkemce bir duvar yapılmış, o sûrette yer altında setredilmiş.
Üçüncüsü: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, görüyordu bir adam, sol eliyle yemek yer. Fermân etmiş: كُلْ بِيَمِينِكَ “Sağ elinle ye!” demiş. O adam demiş: لاَ اَسْتَطِيعُ “Sağ elimle yapamıyorum.” Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm demiş: لاَ اسْتَطَعْتَ diye bedduâ etmiş. “Kaldıramayacaksın!” İşte ondan sonra o adam sağ elini hiç kaldıramamış.
Altıncı Misal
Altıncı Misâl: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hem duâsı, hem temâsından zuhûr eden pek çok hàrikalarından, kat'iyyet kesbetmiş birkaç hâdiseyi zikredeceğiz:
Birincisi: Hazret-i Hâlid İbn-i Velîd’e (Seyfullâh’a), birkaç saçını verip, nusretine duâ etmiş. Hazret-i Hâlid, o saçları külâhında hıfzetmiş. İşte o saç ve duânın bereketi hürmetine, hiçbir harbe girmemiş illâ muzaffer çıkmış.
İkincisi: Selmân-ı Fârisî, evvelce Yahudîlerin abdi imiş. Onun seyyidleri, onu âzâd etmek için çok şeyler istediler. “Üçyüz hurma fidanını dikip meyve verdikten sonra, kırk okıyye altın vermekle âzad edilirsin” dediler. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a geldi, beyân-ı hâl etti. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kendi eliyle Medine civarında,
