İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 343 / 507
343

ve tefeyyüz ede ede, hususan Üçüncü Mevkıf’ındaki “Muhabbetullâh bahsi”nde, tamamıyla derdine devâ bulmuş. Ve bir kutb-u a'zamdan beklediği feyzi onda bulmuş. Sağlam olarak câmiye gitmiş, namaz kılmış, orada rûhunu Rahmân’a teslîm eylemiş (Rahmetullâhi Aleyh).

#### Dördüncü Misâl

Dördüncü Misâl: Hulûsî Bey’in, Yirmiyedinci Mektûb’daki fıkralarının şehâdetiyle; en mühim ve müessir tarîkat olan Nakşî tarîkatından ziyâde himmet ve medet, feyiz ve nuru; esrâr-ı Kur'âniyenin tercümânı olan nurlu Sözler’de bulmuştur.

#### Beşinci Misâl

Beşinci Misâl: Kardeşim Abdülmecîd, biraderzâdem Abdurrahman’ın (Rahmetullâhi Aleyh) vefâtı üzerine ve daha sâir elîm ahvâlât içinde bir perîşaniyet hissetmişti. Hem, elimden gelmeyen manevî himmet ve medet bekliyordu. Ben onunla muhâbere etmiyordum. Birdenbire mühim birkaç Söz’ü ona gönderdim. O da mütâlaa ettikten sonra yazıyor ki: “Elhamdülillâh kurtuldum! Çıldıracaktım. Bu Sözler’in herbiri birer mürşid hükmüne geçti. Çendan bir mürşidden ayrıldım, fakat çok mürşidleri birden buldum, kurtuldum.” diye yazıyordu. Ben baktım ki, hakikaten Abdülmecîd güzel bir mesleğe girip o eski vaziyetlerinden kurtulmuş.

Daha bu “Beş Misâl” gibi pek çok misâller var. Onlar gösteriyorlar ki: Ulûm-u îmâniye, hususan doğrudan doğruya ihtiyaca binâen ve yaralarına devâen, Kur'ân-ı Hakîm’in esrârından manevî ilâçlar alınsa ve tecrübe edilse; elbette o ulûm-u îmâniye ve o edviye-i rûhâniye, ihtiyacını hissedenlere ve ciddi ihlâs ile istimâl edenlere yeter, kâfî gelir. Onları satan ve gösteren eczâcı ve dellâl ne hâlde bulunursa bulunsun; âdi olsun, müflis olsun, zengin olsun, makam sâhibi olsun, hizmetkâr olsun çok fark yoktur.

Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. Mâdem güneşi gösteriyorum, benden mum ışığı –bâhusus bende bulunmazsa– istemek mânâsızdır, lüzumsuzdur. Belki onların bana duâ ile, manevî yardım ile, hattâ himmet ile muâvenet etmeleri lâzımdır. Ve ben onlardan istimdâd etmem ve medet istemem, benim hakkımdır. Onlar, Nurlardan aldıkları feyze kanâat etmek, onların üstünde haktır.

﴿ سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ﴾

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَاءً وَلِحَقِّهِ اَدَاءً وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.