maskara olur, ma'nen onları güldürür. Meydân-ı haşirde, o hikmet ve münâsebet yok. O liste de olmaması lâzım gelir.
Hâmisen: Rehber ise, senin gibi Kur'ânın nuru altına girenlere, Kur'ândır. ﴾ الٓمٓ ﴿ lerin ﴾ الٓرٰ ﴿ ların ﴾ حٓمٰ ﴿ lerin başlarına bak, anla ki: Kur'ân ne kadar makbûl bir şefâatçi, ne kadar doğru bir rehber, ne kadar kudsî bir nur olduğunu gör!
Sâdisen: Ehl-i Cennet ve ehl-i Cehennemin libâsları ise, Yirmisekizinci Söz’de hûrilerin yetmiş hulle giymesine dair beyân edilen düstur burada da cârîdir. Şöyle ki:
Ehl-i Cennet olan bir insan, Cennet’in her nev'inden her vakit istifade etmek, elbette arzu eder. Cennetin, gayet muhtelif envâ'-ı mehâsini var. Her vakit, bütün Cennetin envâ'ıyla mübâşeret eder. Öyle ise: Cennetin mehâsininin nümûnelerini, küçük bir mikyâsta, kendine ve hûrilerine giydirir, kendisi ve hûrileri, birer küçük Cennet hükmüne geçer.
Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâ'ını, nümûnegâh küçük bir bahçesinde cem'eder ve bir dükkâncı, bütün mallarındaki nümûneleri bir listede cem'eder ve bir insan, tasarruf ettiği ve hükmettiği ve münâsebetdâr olduğu envâ'-ı mahlûkatın nümûnelerini, kendine bir elbise ve bir levâzımat-ı beytiye yapıyor, öyle de: Ehl-i Cennet olan bir insan, hususan bütün duygularıyla ve cihâzât-ı maneviyesiyle ubûdiyet etmiş ve Cennetin lezâizine istihkak kesbetmiş ise; herbir duygusunu memnun edecek, herbir cihâzâtını okşayacak, herbir letâifini zevklendirecek bir tarzda; Cennetin herbir nev'inden birer mehâsini gösterecek bir tarz-ı libâsı, kendilerine ve hûrilerine, Rahmet-i İlâhiye tarafından giydirilecek. Ve o müteaddid hulleler; bir cinsten, bir nev'iden olmadığına delil, şu meâldeki hadîstir ki: “Hûriler yetmiş hulle giydikleri hâlde, bacaklarındaki ilikleri görünür, setretmiyor.” Demek en üstündeki hulleden, tâ en alttaki hulleye kadar; ayrı ayrı mehâsinle, ayrı ayrı tarzda, hissiyatı ve duyguları zevklendirecek, memnun edecek mertebeler var.
Ehl-i Cehennem ise; nasıl ki dünyada gözüyle, kulağıyla, kalbiyle, eliyle, aklıyla ve hâkezâ.. bütün cihâzâtıyla günahlar işlemiş; elbette Cehennemde onlara göre elem verecek, azâb çektirecek ve küçük bir Cehennem hükmüne gelecek muhtelifü'l-cins parçalardan yapılmış elbise giydirilmek, hikmete ve adâlete münâfî görünmüyor.
Beşinci Nükte
Beşinci Nükte: Suâl ediyorsunuz ki: Zaman-ı fetrette, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ecdâdı bir din ile mütedeyyin mi idiler?
Elcevab: Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm’ın, bilâhare gaflet ve manevî zulümât perdeleri altında kalan ve hususî bazı insanlarda cereyan eden
