Hem, kalbî ve hâlî ve zevkî olan bu meşrebi, aklî ve kavlî ve ilmî sûretine çevirmemektir. Çünkü Kitab ve Sünnetten gelen desâtir-i akliye ve kavânîn-i ilmiye ve usûl-ü kelâmiye o meşrebi kaldıramıyor; kàbil-i tatbik olamıyor. Onun için, Hulefâ-yı Râşidîn’den ve Eimme-i Müçtehidînden ve selef-i sâlihînin büyüklerinden, o meşreb sarîhan görünmüyor. Demek, en àlî bir meşreb değil! Belki yüksek, fakat nâkıs; çok ehemmiyetli, fakat çok hatarlı; çok ağır, fakat çok zevklidir. O zevk için ona girenler, ondan çıkmak istemiyorlar, hodgâmlık ile en yüksek mertebe zannediyorlar. Bu meşrebin esâsını ve mâhiyetini, Nokta Risalesi’nde ve bir kısım Sözlerde ve Mektûbatta bir derece beyân ettiğimizden, onlara iktifâen, şurada o mühim meşrebin ehemmiyetli bir vartasını beyân edeceğiz. Şöyle ki:
O meşreb, dâire-i esbâbdan geçip, terk-i mâsivâ sırrıyla mümkinâttan alâkasını kesen ehass-ı hàvâssın istiğrak-ı mutlak hâletinde mazhar olduğu sâlih bir meşrebdir. Şu meşrebi, esbâb içinde boğulanların ve dünyaya âşık olanların ve felsefe-i maddiye ile tabiata saplananların nazarına ilmî bir sûrette telkin etmek, tabiat ve maddede onları boğdurmaktır ve Hakikat-i İslâmiyeden uzaklaştırmaktır. Çünkü, dünyaya âşık ve dâire-i esbâba bağlı bir nazar, bu fânî dünyaya bir nev'i bekà vermek ister. O dünya mahbûbunu elinden kaçırmak istemiyor; Vahdetü'l-Vücûd bahânesiyle ona bir bâkî vücûd tevehhüm eder, o mahbûbu olan dünya hesabına ve bekà ve ebediyeti ona tam mal etmesine binâen, bir ma'bûdiyet derecesine çıkarır, –neûzü billâh– Allah’ı inkâr etmek vartasına yol açar. Şu asırda maddiyûnluk fikri o derece istilâ etmiş ki, maddiyâtı herşeye merci' biliyorlar. Böyle bir asırda hàs ehl-i îmân, maddiyâtı i'dâm eder derecesinde ehemmiyetsiz gördüklerinden; Vahdetü'l-Vücûd meşrebi ortaya atılsa; belki maddiyûnlar sâhib çıkacaklar, “Biz de böyle diyoruz” diyecekler. Hâlbuki dünyada meşârib içinde, maddiyûnların ve tabiat-perestlerin mesleğinden en uzak meşreb, Vahdetü'l-Vücûd meşrebidir. Çünkü Ehl-i Vahdetü'l-Vücûd, o kadar vücûd-u İlâhîye kuvvet-i îmân ile ehemmiyet veriyorlar ki, kâinâtı ve mevcûdâtı inkâr ediyorlar. Maddiyûnlar ise, o kadar mevcûdâta ehemmiyet veriyorlar ki; kâinât hesabına, Allah’ı inkâr ediyorlar. İşte bunlar nerede, ötekiler nerede?..
Altıncı Telvih
Altıncı Telvih: “Üç Nokta”dır.
#### Birinci Nokta
Birinci Nokta: Velâyet yolları içinde en güzeli, en müstakîmi en parlağı, en zengini; Sünnet-i Seniyeye ittibâ'dır. Yani; a'mâl ve harekâtında Sünnet-i Seniyeyi düşünüp ona tâbi olmak ve taklid etmek ve muâmelât ve ef'âlinde ahkâm-ı Şer'iyeyi düşünüp rehber ittihàz etmektir.
