İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 8 / 507
8

Amma mevt, ni'met olduğunun ciheti ise, çok vücûhundan dört vechine işâret ederiz.

Birincisi: Ağırlaşmış olan vazife-i hayattan ve tekâlif-i hayatiyeden âzâd edip, yüzde doksandokuz ahbabına kavuşmak için, âlem-i Berzahta bir visâl kapısı olduğundan, en büyük bir ni'mettir.

İkincisi: Dar, sıkıntılı, dağdağalı, zelzeleli dünya zindânından çıkarıp, vüs'atli, sürûrlu, ızdırâbsız, bâkî bir hayata mazhariyetle Mahbûb-u Bâkî’nin dâire-i rahmetine girmektir.

Üçüncüsü: İhtiyarlık gibi, şerâit-i hayatiyeyi ağırlaştıran bir çok esbâb vardır ki; mevti, hayatın pek fevkınde ni'met olarak gösterir. Meselâ sana ızdırâb veren pek ihtiyar olmuş peder ve vâliden ile beraber, ceddin cedleri, sefâlet-i hâlleriyle senin önünde şimdi bulunsaydı; hayat ne kadar nıkmet, mevt ne kadar ni'met olduğunu bilecektin. Hem, meselâ güzel çiçeklerin âşıkları olan güzel sineklerin, kışın şedâidi içinde hayatları ne kadar zahmet.. ve ölümleri ne kadar rahmet olduğu anlaşılır.

Dördüncüsü: Nevm, nasıl ki bir rahat, bir rahmet, bir istirahattir; hususan musîbet-zedeler, yaralılar, hastalar için. Öyle de; Nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musîbet-zedelere ve intihara sevkeden belâlarla mübtelâ olanlar için ayn-ı ni'met ve rahmettir. Amma ehl-i dalâlet için, müteaddid Sözler’de kat'î isbât edildiği gibi, mevt dahi hayat gibi nıkmet içinde nıkmet, azâb içinde azaptır.. o, bahisten hàriçtir.

Üçüncü Sual

ÜÇÜNCÜ SUÂL: Cehennem nerededir?

Elcevab:

قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ ﴾ لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ ﴿ Cehennemin yeri, bazı rivâyâtla tahte'l-arz denilmiştir. Başka yerlerde beyân ettiğimiz gibi küre-i arz, hareket-i seneviyesiyle ileride mecma'-ı haşir olacak bir meydânın etrafında bir dâire çiziyor. Cehennem ise, arzın o medâr-ı senevîsi altındadır demektir. Görünmemeleri ve hissedilmemeleri, perdeli ve nursuz ateş olduğu içindir. Küre-i arzın seyahat ettiği mesâfe-i azîmede pek çok mahlûkat var ki, nursuz oldukları için görünmezler. Kamer, nuru çekildikçe vücûdunu kaybettiği gibi, nursuz çok küreler, mahlûklar gözümüzün önünde olup göremiyoruz.

Cehennem ikidir. Biri suğrâ, biri kübrâdır. İleride suğrâ, kübrâya inkılâb edeceği ve çekirdeği hükmünde olduğu gibi, ileride ondan bir menzil olur. Cehennem-i suğrâ, yerin altında, yani merkezindedir. Kürenin altı, merkezidir. İlm-i tabakàtü'l-arzca ma'lûmdur ki: Ekseriyâ her otuzüç metre hafriyatta, bir derece-i harâret tezâyüd eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.