İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 35 / 507
35

tasrîh derecesinde işâret ediyor ki; küre-i arz, serseriyâne, bâd-i hevâ azîm bir dâireyi çizmiyor; belki mühim bir şey etrafında dönüyor ve meydân-ı ekberin dâire-i muhîtasını çiziyor, gösteriyor. Ve bir meşher-i azîmin etrafında gezip, mahsulât-ı maneviyesini ona devrediyor ki, ileride o meşherde, enzâr-ı nâs önünde gösterilecektir. Demek, yirmibeş bin seneye karîb bir dâire-i muhîtanın içinde, rivâyete binâen Şam-ı Şerîf kıt'ası bir çekirdek hükmünde olarak o dâireyi dolduracak, bir meydân-ı haşir bastedilecektir. Küre-i arzın bütün manevî mahsulâtı, şimdilik perde-i gayb altında olan o meydânın defterlerine ve elvâhlarına gönderiliyor ve ileride meydân açıldığı vakit, sekenesini de yine o meydâna dökecek; o manevî mahsulâtları da, gâibden şehâdete geçecektir.

Evet küre-i arz; bir tarla, bir çeşme, bir ölçek hükmünde olarak o meydân-ı ekberi dolduracak kadar mahsulât vermiş ve onu istiâb edecek mahlûkat ondan akmış ve onu imlâ edecek masnûât ondan çıkmış. Demek küre-i arz bir çekirdek ve meydân-ı Haşir, içindekilerle beraber bir ağaçtır, bir sünbüldür ve bir mahzendir. Evet, nasıl ki nurânî bir nokta, sür'at-i hareketiyle nurânî bir hat olur veya bir dâire olur.. öyle de: Küre-i arz; sür'atli, hikmetli hareketiyle bir dâire-i vücûdun temessülüne ve o dâire-i vücûd mahsulâtıyla beraber, bir meydân-ı Haşr-i Ekberin teşekkülüne medârdır.

﴿ قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ ﴾

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.