beyne's-semâ ve'l-ard âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir sâniyede denizin fırtınalarını teskin eder. Ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümûnesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icâd eden Kadîr-i Zülcelâl; Mehdi ile de, Âlem-i İslâm’ın zulümâtını dağıtabilir. Ve va'detmiştir, va'dini elbette yapacaktır. Kudret-i İlâhiye noktasında bakılsa, gayet kolaydır. Eğer dâire-i esbâb ve Hikmet-i Rabbâniye noktasında düşünülse, yine o kadar ma'kul ve vukû'a lâyıktır ki; “Eğer Muhbir-i Sâdık’tan rivâyet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lâzım gelir ve olacaktır” diye ehl-i tefekkür hükmeder. Şöyle ki: Felillâhilhamd,
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى آلِ اِبْرَاهِيمَ فِى الْعَالَمِينَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
duâsı –umum ümmet, umum namazında, günde beş defa tekrar ettikleri bu duâ– bilmüşâhede kabûl olmuştur ki; Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, Âl-i İbrahim Aleyhisselâm gibi öyle bir vaziyet almış ki; umum mübârek silsilelerin başında, umum aktâr ve âsârın mecma’larında o nurânî zâtlar kumandanlık ediyorlar. (Hâşiye) [^6] Ve öyle bir kesrettedirler ki; o kumandanların mecmûu, muazzam bir ordu teşkil ediyorlar. Eğer maddî şekle girse ve bir tesânüd ile bir fırka vaziyetini alsalar, İslâmiyet dinini milliyet-i mukaddese hükmünde râbıta-i ittifak ve intibâh yapsalar, hiçbir milletin ordusu onlara karşı dayanamaz!.. İşte o pek kesretli o muktedir ordu, Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır ve Hazret-i Mehdi’nin en hàs ordusudur.
[^6]: (Hâşiye) Hattâ onlardan bir tanesi olan Seyyid Ahmed es-Sinûsî, milyonlar mürîde kumandanlık ediyor. Seyyid İdris gibi diğer bir zât, yüzbinden fazla Müslümanlara kumandanlık ediyor. Seyyid Yahyâ gibi bir başka seyyid, yüzbinler adamlara emîrlik ediyor... ve hâkezâ... Bu seyyidler kabilesinin efrâdlarında böyle zâhirî kahramanlar çok olduğu gibi; Seyyid Abdülkadir-i Geylânî, Seyyid Ebü'l-Hasan-ı Şâzelî, Seyyid Ahmed-i Bedevî gibi manevî kahramanların kahramanları dahi varlarmış...
Evet, bugün tarih-i âlemde hiçbir nesil, şecere ile ve senedlerle ve an'ane ile birbirine muttasıl ve en yüksek şeref ve àlî haseb ve asîl neseb ile mümtâz hiçbir nesil yoktur ki, Âl-i Beyt’ten gelen seyyidler nesli kadar kuvvetli ve ehemmiyetli bulunsun. Eski zamandan beri bütün ehl-i hakikatin fırkaları başında onlar ve ehl-i kemâlin nâmdâr reisleri yine onlardır. Şimdi de, kemiyeten milyonları geçen bir nesl-i mübârektir. Mütenebbih ve kalbleri îmânlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihan-değer şeref-i intisabıyla serfirâzdırlar. Böyle bir cemâat-i azîme
