Lafzullâhın Üçüncü Nüktesi: Sahifeler nisbetine bakar. Şöyle ki:
Bir sahifede olan Lafz-ı Celâl adedi, o sahifenin sağ yüzü ve o yüze karşıki sahifeye ve bazen soldaki karşıki sahife ve karşının arka yüzüne bakar. Ben kendi nüsha-i Kur'âniyemde bu tevâfuku tedkik ettim. Ekseriyetle gayet güzel bir nisbet-i adediye ile bir tevâfuk gördüm. Nüshama da işâretler koydum. Çok defa müsâvî olur. Bazen nısıf veyâhut sülüs oluyor. Bir hikmet ve intizamı ihsâs eden bir vaziyeti vardır.
Dördüncü Nükte: Sahife-i vâhiddeki tevâfukâttır. Kardeşlerimle üç-dört ayrı ayrı nüshaları mukàbele ettik. Umumunda tevâfukât matlûb olduğuna kanâatimiz geldi. Yalnız, matbaa müstensihleri başka maksadları takib ettiklerinden, bir derece tevâfukâtta intizamsızlık düşmüş. Tanzim edilse, pek nâdir istisna ile, mecmû-u Kur'ânda ikibin sekizyüz altı Lafz-ı Celâlin adedinde tevâfukât görünecektir. Ve bunda bir şu'le-i i'câz parlıyor. Çünkü fikr-i beşer, bu pek geniş sahifeyi ihâta edemez ve karışamaz. Tesâdüfün ise, bu mânidâr ve hikmetdâr vaziyete eli ulaşamaz.
Dördüncü Nükteyi bir derece göstermek için, yeni bir mushaf yazdırıyoruz ki; en münteşir Mushafların aynı sahife, aynı satırlarını muhâfaza etmekle beraber, san'atkârların lâkaydlığı te'siriyle adem-i intizama ma'rûz kalan yerleri tanzim edip, tevâfukâtın hakîki intizamı inşâallâh gösterilecektir.. ve gösterildi.
اَللّٰهُمَّ يَا مُنْزِلَ الْقُرْآنِ بِحَقِّ الْقُرْآنِ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ الْقُرْآنِ مَادَارَ الْقَمَرَانِ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَنْزَلْتَ عَلَيْهِ الْقُرْآنَ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ آمِينَ ∗∗∗
